Yaz?c? Sürümü
Arapça Lügatler 29 Temmuz 1336-1920


Bugün Arapçadan Türkçeye olmak üzere üç lügat kitabı tanı­yorum ki bunlar da; Kamus, Vankulu, Ahterîden ibarettir.

Ahterî, söylediğine inanılır bir eser olmadıktan başka, erbabı lûgatça kabul edilen maruf, muntazam, muttarid bir tertibe de ma­lik bulunmadığından lisan ile bir az ülfeti olan adam “müellifinin indallah sa´yi meşkûr olsun” demekle beraber, bu telife kütüpha­nesinde o kadar ehemmiyetli bir yer vermez.

Bizde ilk basma eser olan Vankulu´ya gelince Ahterîden çok iyi ise de Kamusun yanında tabii varlık davasında bulunamaz.

O halde bugün arapça öğrenmek isteyenler için kamusdan baş­ka lügat kitabı yok, diyebileceğiz.

Kamusun aslı hakkında söz söylemek bizim için pek büyük terbiyesizlik olur.

Vakıa son zamanlarda gelen lugeviyyunun (lügatçilerin) en birincisi olduğu söz götürse bile herhalde en birincilerinden bu­lunduğu icmai ümmetle (oy birliğiyle) sabit olan Ahmet Faris efen­di merhum, o meşhur eserinde, Firuzabadiyi sigaya çekmekte, Ka­musun bir çok maddelerini didiklemekte ise de merhumun kullan­dığı ağzı bizim de kullanmaya kalkışmamız, ayniyle şiir namına üç kaya başı geveleyen bir zavallının; Kemal beyden bahsederken: “Onun, edebiyat-ı hazıra huzurunda bir mevkii olamaz!” demesine benzer ki biz böyle bir şebahatten savn-ı samedaniye sığınırız!

Asım efendi merhum. Firuzâbadının eserini lisanımıza naklet­tiği için ne kadar tecbil olunsa yine azdır. Hattâ mütercimin bu hizmeti, bu himmeti müellifinkinden daha büyüktür, dersek ifrat etmiş olmayız. Evet arapça gibi vasi, hususiyle işlenmiş, kavaidi en ince noktalarına kadar zaptedilmiş bir lisanın kemiyeti zihne dur­gunluk verecek kelimelerim bizim türkçeye nakletmek başka bir baba yiğitin kâri olmasa gerektir.

Müellif arapça bîr kelimeyi almış, arapça, izah etmiş; müter­cim o kelimenin tam mukabilini bulmuş, ikisi arasındaki farkı bul­mak için düşünmek bile istemez.

Lâkın acaba bugün için Kamus tercümesi bize kâfi midir Arabın edebiyatı kadimesini, aşari kadimesini okurken tesadüf edeceğimiz kelimelerin pek çoğunu kamusda buluruz. Fakat bilfarz bugün Mısır´da çıkan yeni kitaplarda, yeni gazetelerde bir yığın muhdes, muvelled kelimeler vardır. Onların ne olduğunu da ka­mus bize gösterebilir mi Tabii gösteremez. Demek elimizdeki ka­mus tercümesinden hiç bir zaman müstağni olmamak, ondan her zaman için istifade etmekle beraber bugün arapçadan türkçeye ye­ni bir lügat kitabına muhtacız.

Maarif Nezaretinden ricamız böyle bir eserin te´lifini müsa­bakaya koymasıdır.

Ancak müsabaka geçenlerde de arz ettiğimiz veçhiyle olma­lıdır. Yani nezaret: “bize arapçadan türkçeye bir lügat kitabı lâ­zım. Hacmi bilfarz bin yahut binbeşyüz sayfayı geçmeyecek. Kim talip oluyor ” demeli. Sonra erbabı müracaata üç beş madde ve­rerek “istediğiniz me´haze müracaat etmek şartiyle şu maddeleri müştekkatiyle beraber izah edin; Kitabın nihayet su kadar sayfa­dan fazla olmayacağını da düşünün” teklifinde bulunmalı.

Bu teklifi en muvafık bîr surette kim is´af ederse artık yine nezaretçe tayin edilecek program dahilinde olmak şartiyle eser o adama yazdırılır. [38]






















































































































































İnsanların En Güzel Ahlaklısıydı
Enes b. Malik (r.a.) şöyle dedi:Allah Resulü (a.s.), insanların en güzel ahlâklısı idi. Bazen kendisi evimizde iken namaz vakti gelirdi de hemen altında bulunan serginin (düzeltilmesini) emreder, yaygı süpürülür, sonra üzerine su serpilir, daha sonra da Allah Resulü (a.s.), imam olur biz arkasında saf tutardık. O da bize namaz kıldırırdı. Enes´lerin bu yaygısı hurma yapraklarından idi.
Sahih-i Müslim´deki hadis numarası: 1054

Keşke Sana Gelselerdi
Biz elçilerden hiç kimseyi ancak Allah´ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip Allah´tan bağışlama dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlama dileseydi, elbette Allah´ı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı. (4/64)

Bu site Şeyh hazretlerinin sevenlerince hazırlanmış olup, Haznevi cemaatının ve yüce üstadının resmi sitesi değildir.