Yaz?c? Sürümü
Nakşibendi Tarikatı?nın Gayesi
Cemaliyle melekleri nurdan, Celaliyle iblisi ateşten , insanı topraktan yaratıp ruh üfürüp emir aleminden latifeleri yerleştiren ve sonra da Cemal ve Celal sıfatıyla ona tecelli eden Allah ın (c.c) yüce ismiyle başlarım. O, Rahman ismiyle bütün canlıları yaratıp bu dünyada yaşatan; ahirette ise Rahim ismiyle sadece müminlere tecelli ederek cennetine koyacak olandır. Tüm alemleri yoktan var eden; El Berru ismiyle mahluklarını yetiştirip yaşatan ve kemalata erdiren Rabb-u Teala ya hamd olsun. Bizi doğru yola ileten ve gerçek kemalata erdiren O dur. Özellikle bizim hidayete ermemize sebep Efendimiz Hazreti Muhammedin ( S.A.V) ehli beytinin ve ashabının üzerine salat, selam ve rahmet olsun .

Bu yüce tarikatın amacı, amelde ( ibadetlerimizde) ihlası ( samimiyeti) kazanmak için Allah ( c.c) sevgisinin elde etmeye çalışmaktır. İhlas; dünya ve ahiret çıkarı gözetmeden bütün sözlerin, hareketlerin ve ibadetlerin Allah ( c.c) rızası ( Allah-u Tealanın Zatı) için yapılmasıdır. Bu gayeye sadece sünnete uymak ve gafleti yok etmekle erişilir. Bunu sağlamak için bu yolun isteklisinin iki şeye devam etmesi gerekir.

1- Ruhsat ve bid at lardan kaçınarak Şeriat-ı Muhammediyeye uymak.
2- Gaflet i tamamıyla giderme
İşte Nakşibendi Tarikatı bu iki esastan ibarettir. Mürit gafleti kovarak ve şeriata uyarak başarılı olabilir. Bu yolun isteklisi açlık, tokluk, susma ve öfke halindeyken, uykuda ve uyanıkken, dostları ve yabancılarla görüşürken, yalnızken ve topluk içerisindeyken kalbindeki düşünceleri bir noktada toplayıp nefsini dizginler; böylece kalbinin uyanık kalmasını sağlar. Bu kişiyi fitne ve ayrılık rüzgarları etkileyemez.
Aksine felaket bela ve ayrılık halinde daha fazla uyanık olur. Mürid sünnete uyarak bütün mekruh ve haramları hatta en iyi davranışın (hilaf-ı evla) dışındaki uygulamaları bile yapmaz; dinin emirlerini yerine getirir. Eskiden yapmış olduğu haram ve mekruhlardan veya yapmadığı dini emirleri için istiğfar eder. Bunlar uyulması gereken önemli kurallardır.
Mürit gafleti gidermek için çaba sarfederek huzur alışkanlığı kazanmaya çalışır. Buna vukuf-i kalbi ( kalbin Allah tan ( c.c) uyanık olması hali) denir. Bu yalnız zikir veya rabıta ile yahut her ikisi ile şiddetle kalbe yönelmeyle kazanılır. Hak yolcusu kalbinin üzerinde o kadar durur ki gaflete girmek istese giremez ve huzur alışkanlığını bırakmak istese bırakamaz. Nakşibendi Tarikatı nın büyükleri huzuru elde etmek için bu yola girmeyi isteyenlere uyulması gereken bazı kurallar koymuşlardır.






Alnımızı Koyacak Yer Bulamazdık
İbn Ömer (r.a.) şöyle anlattı:Hz. Peygamber (a.s.), Kur´an okurdu. Bazen içinde secde ayeti bulunan bir sureyi okurdu da hemen secde ederdi. Biz de ona uyarak secde ederdik. O kadar (kalabalık ve sıkışık bir halde secde ederdik) ki, bazılarımız alnını koymak için yer bulamazdı.
Sahih-i Müslim´deki hadis numarası: 900

Dağ Parçalanırdı
Şayet biz bu Kuran´ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, andolsun onu Allah korkusundan saygı ile baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. İşte Biz, belki düşünürler diye, insanlara böyle örnekler veririz. (59/21)

Bu site Şeyh hazretlerinin sevenlerince hazırlanmış olup, Haznevi cemaatının ve yüce üstadının resmi sitesi değildir.