Ana Sayfa İletişim Haberler Videolar Kasideler Ne Söylediler
Haznevi Ekolü Şeyh Muhammed Haznevi(k.s.) Şeyh Muhammed Muta(k.s.) Altın Silsile    

Nakşi-Haznevi Tarikatı'nın gayesi İslam'ın ameli yönünü uygulamaktır. Bir müride lazım olan şey; haramlardan kaçınması,vacipleri yapması, uygun değilse mübahları terketmesidir.





Cenab-ı Allah Kur'an-ı Kerim'de: "İşte bu benim yolum, dosdoğru olan yoldur. Bundan başka doğru yol yoktur. Buna tabi olun, başkasına asla tabi olmayın." buyuruyor. Demek ki buraya gelmenin bir gayesi de Allah'ın ipine sımsıkı sarılmaktır. Peygamberler, veliler, alimler hepsi bunu anlatmaya geldiler ve insanların dosdoğru yürümesi için teblig ettiler, gayret sarfettiler.

**********************

Eğer biz İslam ile amel etmez, çocuklarımıza İslamı öğretmez isek öldükten sonra pişman oluruz ve hem biz hem de çocuklarımız helak oluruz.

**********************

İnsan yaptığı işlerde Allah'ın rızasını kastederse mutlaka başarıya ulaşır. Eğer dünya menfaatlerini kastederse başarıya ulaşamaz. İnsanın niyeti Allah'ın rızası olursa, Cenab-ı Allah onun için bütün kapıları açar.

**********************

Kişi kendini Allah'a kullukta ve ibadetlerde eksik görmeli ve Peygamberimizin ahlakıyla ahlaklanmış edepli insanları örnek alıp, kendini onlara benzetmeye çalışmalıdır.

**********************

Akıllı insan, ahireti için lazım olan amellerden başka, lüzümsuz şeylerle uğraşmayı zamanının kaybolması olarak görendir. İnsan kendisi ile Rabbi arasındaki bağı kurmalıdır.

**********************

Aslında ölüm yeni bir hayattır. Hakiki ölüm ise: Kalbin ölümü, inançsızlık, ahirete inanmamak, şehvetlere kapılmak ve geçici dünya lezzetlerinin karanlığına gömülmektir.

**********************

Kalbin ıslahı ve nefsin terbiyesi, ancak sağlam bir itikad, salih bir amel ve İslam'ın hükümlerini, helal ve haramı öğrenmekle mümkündür. Namazı düzgün ve sahih olmayan bir insan kalbini ıslah ve nefsini tezkiye edemez.

**********************

Nakşi-Haznevi Tarikatı'nın gayesi İslam'ın ameli yönünü uygulamaktır. Bir müride lazım olan şey; haramlardan kaçınması, vacipleri yapması, uygun değilse mübahları terketmesidir.

**********************

Kendinizi iyi ve salih insanlara benzetin. Muhakkak ki salih insanlara benzemek kurtuluştur.

**********************

İnsan Allah'ın rızası olan şeylerle ilgilenmelidir. Kalbi her zaman yaralı olmalı ve Allah'ın kendisinden razı olması konusunda hüzünlü olmalıdır.

**********************

Cenab-ı Allah'tan dileğim, bizlere sahih ve selim bir akıl versin ki; bu akılla kendi yolunda yürümemizi sağlasın.

**********************

Kalpteki dağınıklığı ancak Allah'a yönelmek, vahşeti ancak Allah'la ünsiyet giderir. Kalpteki şehvet ateşi ancak Allah'ın sevgisi, zikri, sıdk ve Allah'a karşı ihlaslı olmak ile söner.

**********************

İnsanın Allah'a inancı güçlü olursa, Allah'tan gelen her şeye razı olur. Sevgiliden gelen her şey hoştur der, Allah'a isyan etmez. Allah neyi takdir ettiyse ona boyun eğer ve dünyada da rahat eder.

**********************

Tüm vücudun ıslahı, kalbin ıslahına bağlıdır. Kalbin ıslahının şartı da Allah'ın zikridir. Allah ( C.C ) Kur'an-ı Kerim'de : "Bilesiniz ki kalpler ancak Allah'ın zikri ile mutmain olur.'' buyuruyor.

**********************

Adabı tatmayan ve yaşamayan, bu insanlarla beraber olmayan bu yolu anlayamaz. Bu adabı yaşayan ve tatbik eden, ruhu pahasına dahi olsa bu yolu tercih eder.

**********************

Allah'ın dininden uzaklaşmanın, haramları işlemenin şeref sayıldığı bu asırda, saadet ve gerçek yaşam ancak Allah'ın dinine sarılmak ve bu yolda devam etmekle mümkündür.

**********************

Allah ve Resulü için söylüyorum. Biz bu tarikatın adaplarını sadatlarımızdan aldık. Sözle aldık, gözlerimizle gördük. Bu temiz adaplar Peygamber (S.A.S)'in şeriatına ve sünnetine uygundur. Bu adaplardan ne doğuda ne batıda, hiçbir yerde görmedik.

**********************

Bu tarikatın adapları Hz.Muhammed (S.A.S) Efendimizin getirdiği şeriata hizmet etmektedir.

**********************

Dünyayı isteyen kimse Allah'ı razı etmeye çalışmalı, ahireti isteyen kimse Allah'ı razı etmeye çalışmalıdır. Hem dünyayı hem ahireti isteyen kimse, yine Allah'ı razı etmeye çalışmalıdır. Allah'ın rızası her şeyden üstündür. Kişinin isteği her zaman Allah'ın rızası olmalıdır. Her şey onun elindedir.

**********************

Allah'a yönelip nefislerinize ve şeytana savaş açmalısınız. İşte bize en büyük ikramınız budur. Allah'tan ricam bu acizane kulunda hüsnü zannınızı gerçekleştirsin ve sizi de temenni ettiklerinize ulaştırsın. Allah her şeye kadirdir.

**********************

Her zaman ıstıraplı, korku ve ümit halinde olun. Allah'a sığınıp yardım isteyin ve deyin ki: "Ey Rabbim ! Acaba ben huzuruna kara bir yüzle mi yoksa beyaz bir yüzle mi geleceğim. Ey Rabbim acaba benden razı mısın yoksa razı değil misin ?''

**********************

Kim Şah-ı Nakşibend (K.S)'nun amelini yaparsa, onun mertebesine yükselir. Kim Şeyh Abdulkadir-i Geylani (K.S)'nun amelini yaparsa onun mertebesine varır. Ancak amel etmeden, çalışmadan, gayret göstermeden bu makamlara varmak mümkün değildir.

**********************

"Ey Nefs ! Sen değerli eşyaları ucuza almak istiyorsun. Maalesef çalışmadan ve amelsiz o değerli eşyalara sahip olman mümkün değildir. İnsan bal yemeyi istiyorsa, bal almaya gittiği zaman arıların sokmasına tahammül etmesi gerekir. Maksuda ve matluba varabilmesi için mutlaka meşakkatlere, eziyetlere ve sıkıntılara tahammül etmesi gerekir.

**********************

Cenab-ı Allah'ın yoluna davet eden insan, siyasetle uğraşmamalı ve insanların mallarını toplamamalıdır. Sadece Allah rızası için davasını yürütmelidir.

**********************

O münevver yüzlü insanları hatırlayınca, ben bu makama layık olmadığımı hissediyorum. Onlar ki insanlara nurlarını saçarlardı. Şimdi ise bu ağır yükü bana yüklediler, elbiselerini bana giydirip ebebiyete göçtüler.

**********************

Allah'ın bizlere olan şefkat ve merhameti, anne ve babamızın şefkat ve merhametinden daha fazladır. Allah bizi uyarıyor ve diyor ki: "Şeytanın yolu; zararlı, tehlike ve azap yoludur.''

**********************

Bizlere ikramda bulunmak, saygı göstermek ve bizlerden istifade etmek istiyorsanız, Allah'a yöneliniz. Allah'ın ipine sarılıp yasaklarından kaçınınız. Sizlerin bize ikramınız budur.

**********************

Kendinizi ıslah etmenizi, kardeşlerinize, komşularınıza, millet ve devletlerinize yararlı olmanızı istiyoruz. Bana ikramda bulunmak isterseniz, işte böyle ikram ediniz.

**********************

Edep çok önemli bir vasıftır. Çünkü edebi olmayan bir kimse herhangi bir maksada, faydaya varamaz. Şah-ı Nakşibend (K.S) buyurdu ki: "Yüce Allah'tan temennim odur ki beni edebe muvaffak eylesin. Çünkü edebi olmayan bir kimse Allah'ın lütfundan mahrumdur.''

**********************

Edep tesadüfi bir şey değildir. Edep kalbe bağlıdır. Kalpte manevi bir şeyler var ise o zaman tüm azaları edepli olur. Ama kalbinde manevi bir şeyler olmayınca, edepli olsa da az bir müddet içinde edepli olur sonra edepten uzak kalır.

**********************

Şüphesiz iman Allah'ın insanlara verdiği en büyük nimettir. Muhabbet ise; insanın imana ulaşabilmesi için en büyük kanattır.

**********************

Ölüm korkutucu bir şey değildir. Zira insan fani olmaz. Dinde gayret eden, hak yolda mücahede eden kişi, haliyle Allah'a kavuşmayı diler. Çünkü ölüm, süfli alemden ulvi aleme intikaldir.

**********************

Bir alim ilmine, bir akıl sahibi aklına, bir tüccar ticaretine, Peygamber soyundanım diyen biri kendi nesebine güvenmemelidir.

**********************

Değerli kardeşlerim, büyüklerimizden duymadığımız ve görmediğimiz bir şey kalmadı. Onlarla konuşma ve istişare etme imkanı bulduk. Bizim onlardan kazanacağımız fayda; duyduğumuz ve gördüklerimiz ile amel etmektir. Ancak, amel etmezsek onlardan bir fayda görmemiz mümkün değildir.

**********************

Onlardan duyduğumuz vaazlar, evrad ve edepler ile amel etmemiz bizim için en büyük fırsat ve ganimettir.Çünkü ileride karşımıza engeller çıkabilir. Bu dergahta, merkadde bulunmanız sizin için büyük bir fırsattır.

**********************

Nakşibendi-Haznevi'nin adapları hastahane gibidir. Bizler de bu hastahanenin hastalarıyız. Bizim hastalıklarımız manevi ve batını hastalıklardır. Bu hastalıklar, zahiri hastalıklardan daha önemlidir. Kişi tedaviye başlayınca doktorun sözünü dinlemeye mecburdur. Doktorun verdiği ilaçları kullanmalıdır. Manevi hastalıkların ilaçları: bu adaplar, Allah'ın zikri ve murakabesidir.

**********************

İnanın ben vaaz vermekten utanıyorum. Süreyya yıldızı ne#C4ACE6e toprak ne#C4ACE6e. Allah'tan ricam bana sizlerden dolayı menfaat versin. Size de benim söylediklerimden dolayı fayda sağlasın.

**********************

Ben biliyorum ki; sizler bizim dünyamıza muhtaç değilsiniz. Çünkü biz siyaset ve dünya malı ile uğraşan insanlar değiliz.

**********************

Ey Allah'ım! Beni affetmezsen ben insanların en kötüsüyüm. Tüm ayıplarımı onların gözlerinde örttün, bana temiz ve güzel bir elbise giydirdin. Beni sevmeye başladılar, halbuki ben sevilecek olanlardan değilim, ama beni başkalarına benzettiler.

**********************

Zamanımızda fısk ve fücur çoğaldı, gaflet ve dünya sevgisi artıp, Allah ile aramıza perde oldu. Bu büyük ve dehşetli günahlar karşısında biz de gayretimizi arttıralım, çok çalışalım. Amellerimizin Allah rızası için olmasına gayret edelim.

**********************

Cenab-ı Allah bu ümmete şefkat ve merhametinden İslam dinini korumak, Hz. Peygamber (S.A.S)'in sünnetini ve ahlakını yaşamak ve neşretmek için Peygamberlerin varisleri olan ilmi ile amil büyük alimler ve evliyalar lütfetmiştir.

**********************

Faziletler tehlikelerin içindedir. Eğer onlara sahip olmak istiyorsan ruhunu feda etmen gerekir. Maalesef, biz bunu yapmıyoruz. Kendi evimizi, ailemizi, çocuklarımızı, ticaretimizi terk edemiyoruz. Bununla beraber yüksek makamlara ve faziletlere varmak istiyoruz.

**********************

Telmaruf ciddiyet, gayret ve çalışma yeridir. Burası dünya nimetlerinin arzu edildiği bir yer değildir. Buraya gelen insan nefsini terbiye etmeli, ahlakını güzelleştirmeye çalışmalıdır.