Ana Sayfa İletişim Haberler Videolar Kasideler Ne Söylediler
Haznevi Ekolü Şeyh Muhammed Haznevi(k.s.) Şeyh Muhammed Muta(k.s.) Altın Silsile    

Nakşi-Haznevi Tarikatı'nın gayesi İslam'ın ameli yönünü uygulamaktır. Bir müride lazım olan şey; haramlardan kaçınması,vacipleri yapması, uygun değilse mübahları terketmesidir.





 

                                          Adana Mimar Sinan Mevlidi Konuşması (2007)

Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla sözlerime başlıyorum. Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdu senalar olsun. Efendimiz Muhammed'e     ve aline ve ashabına salat ve selam olsun. Yüce Allah meşayıhı kiramımızı ve özellikle Nakşibendi kutuplarının baş tacı Haznevi sadatlarının yüz akı muhterem babam ve şeyhim Şehid-ul Haremeyn Şeyh Muhammed el-Haznevi hazretleri Allah O'nun sırrını pak eylesin ve O'nun muhterem babası ve şeyhi Zülcenehayn dedem EşŞeyh İzzeddin el-Haznevi hazretlerinden ve bu ikisinden önceki geçmiş sadatı kiramdan yüce Allah razı olsun ve  yüce Allah sırlarını bize mukaddes eylesin.

   

Değerli kardeşlerim, kıymetli hazirun ilk olarak yaşlı, genç; erkek, kadın hepinizi selamlıyorum. Sizleri Allah katından gelen mis kokulu hanif İslam dini selamıyla selamlıyorum   ve diyorum ki yüce Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinizde olsun.

İkinci olarak bu değerli birlikteliğe iştirak etmeye benidavet eden bütün kardeşlerime teşekkür ediyorum. Bunu bana nasip ve müyesser kılan ve kardeşlerimin davetiyelerini telbiye etmek için beni muvaffak eden yüce Allah'a hamdu şükürler ediyorum.

Başta ilim ve fazilet sahibi olmak üzere gerek Adana'dan, gerekse Adana dışından, gerek Türkiye'den, gerekse Türkiye dışından gelmiş bütün kardeşlerime bu büyük topluluğa katılabilme uğrunda yolculuk etme zahmetine  katıldıkları için çok teşekkür ediyorum ve buraya sağ selim ulaşmanızdandolayı      şükür duası ederek hepinize hoş geldiniz diyorum.

Değerli kardeşlerim, son derece beni sevindiren ve  mutlu eden şeylerden biri de bu mis kokulu anma toplantısında hazır bulunmak için birçok değişik yerden bu diyara     Adana'ya gelmiş olan bu büyük topluluğu  tekrar görebilmiş olmaktır. Bu hatıranın hepinizin kalbinde değerli bir yeri vardır. Gönlümden taşan gıpta ve mutluluğu ifade etmekten dilim acizdir. Sadece şunu söyleyebiliyorum: Muhterem babam ve şeyhimin  insanların gönüllerinde bıraktığı bu güzel ve  bu derin hatıradan dolayı Allah'a hamd olsun, Allah'a şükürler olsun. Ne kadar uzun yıllar geçse de  bu güzel hatıra silinmez ve ne kadar zaman birbirini kovalasa da bu derin hatıra yozlaşıp bozulmaz, değerli müminler. Çünkü Şeyh Muhammed  el-Haznevi Allah sırrını pak eylesin, davetçiler ve mürşitler için en yüce bir ideal idi. Alimler ve ıslahatçılar  için en güzel bir örnekti. Mübarek hayatını Allah'ın dinine hizmet uğruna tüketmiştir. Değerli ömrünün bütün anlarını Allah'a davet yolunda harcamıştır. Şöyle ki, ilmiyle amel eden alimler yetiştirmek için binalar inşa etmiştir. Binlerce muhlis ilim talebelerini mezun etmiştir. Milyonlarca mürid yetiştirmiştir. Nasihatlar ve irşatları bütün İslam dünyasına yayılmıştır. Dersleri ve vaazları nice kalpleri aydınlatmıştır. Daldıkları gaflet uykusundan uyandırmıştır. Güzel namı dünyanın bütün köşelerine yayılmıştır. Allah'a hamdu senalar olsun. Bunda da şüphe yoktur. Çünkü O aleminde   ihlas sahibi bir zattı. Riya ve sahtekarlık nedir bilmezdi. İrşadı konusunda hikmet sahibi bir bilge idi. Gaye ve hedefte hataya düşmezdi. Daveti konusunda cesur ve bahadır idi.  Korkaklık ve korku nedir bilmezdi.

Değerli kardeşlerim, Şeyh Muhammed el-Haznevi k.s. babam hazretleri  sayılmayacak kadar birçok hayırda bulunmuştur. Bütün hayır kapılarından girmiştir. Ey Şeyhim ve mürşidim!  cehalet ve dalalet çöllerinde yolunu şaşırmış nice şaşkınlara hidayet kandiliyle ışık tuttun, onlara yol gösterdin. Kapına gelen nice çaresiz ve felaketzede kimseyi uğradığı felaketten kurtardın ona yardımcı oldun. Kendisine bakacak kimse bulmayan nice yetime  şefkat kanatlarını gerdin ve  onun gözyaşını  sildin. Nice  insanların aralarında yanan  fitne ateşi eğer sen müdahele etmemiş ve hikmetinle söndürmemiş olsaydın neredeyse kurunun yanında yaşı da yakacaktı. Ancak senin müdahalen ve hikmetin sayesinde her grup aklını başına devşirdi ve düşmanıyla tokalaşıp kucaklaştı. Büyük bir  mürşid olarak, büyük bir ıslahatçı olarak, büyük bir baba olarak sana kutlu olsun. Sana nice hayırlar olsun ey babam!

Değerli kardeşlerim, ben Allah'ın fakir kulu olarak sizlerle tek tek  tanışmayı temenni ediyorum, fakat bilindiği gibi vakit buna müsait değildir. Yüce Allah'tan tanışmak için bizlere daha iyi, daha kapsamlı tanışmak için     bir vakit versin de işte birbirimizi tanıyalım; ancak babama uyarak şöyle  diyebilirim: Ben Muhammed Muta, eşşeyh Muhammed el-Haznevi'nin oğlu.

Değerli kardeşlerim, ben babamdan iki konuyu miras olarak aldım. Birincisi ne  ülkemde ne  ülkem dışında siyasetle uğraşmıyorum, siyaset ile ilgilenmiyorum. İkinci olarak Allah'ahamd ediyorum ki,kimseden            dünya malı toplamıyorum, verseler dahi kabul etmiyorum. Uzak yakın herkes tarafından bilinmektedirkiyüce Allah cc            babam Şeyh hazretlerine öyle bir güç, öyle bir yardım ihsan etmiştir ki hiç kimseden yardım talep etmeden kendi öz malından sadece Allah rızası için medresler, camiler  v.s inşa etmiştir. Şüphesiz bu da yüce Allah'ın fazlu keremindendir. Allah'a şükürler olsun ki bunun örneği de daha görülmemiştir ve haklı olarak görmeyenin inanmama hakkı vardır.

Değerli kardeşlerim, bu hak olan adaba haksızlık eden veya Şeyh hazretlerinin bu geniş hizmetinin  önünü kesmeye çalışan  kimselere tuzak kurmamız lazımdır. Tuzak kurmaktan kastım şudur: Herkim olursa olsun Haznevi ailesinden olsun, alimlerinden olsun, müridlerden olsun o kişinin Şeyhin adabından ve onun çizdiği yoldan uzak olduğunu ve onun Şeyh hazretleriyle bağlantısı olmadığını ve akrabalığının kalmadığını insanlara anlatmamız lazımdır ve beyan etmemiz  lazımdır.

Değerli kardeşlerim, şimdi ben Şeyh hazretlerinin makamına haksızlık edenleri geçerek  onlardan bahsetmeyerek  kendim ile ilgili konuşmak istiyorum.  Diyorum ki ey Şeyhin evlatları, ey Şeyhin sevenleri, ey Şeyhin etbaları ben bugün  babam Şeyh hazretlerinin dergahının kapısında münzerip olarak bıraktığı kimse olarak eğer Şeyhin makamına saygısızlık edersem, siyasetle  uğraşırsam, dünya malı toplarsam sizin göreviniz budur: sizin göreviniz beni uyarmaktır. Bu senin babanın yolu  ve metodu değildir. Bu O'na gösterilmesi gereken vefa hakkı değildir. İşte demeniz ve beni bu şekilde muhasebe etmeniz lazımdır. 

.

Değerli kardeşlerim, babam Şeyh hazretleri bizzat kendisi buyurmuştur. İnsanların kandırılmaması için kimseye fırsat vermeden her şeyi, her konuyu bize beyan etmiştir. Eğer istismardan herhangi bir dini fayda, yani dini istismara alet etmede herhangi bir dini fayda olsaydı bu konuda öncülük bizim olacaktı. Örneğin kardeşim Muhammed Muvaffak Allah rahmet eylesin işte geçirmiş olduğu kazayı hatırlıyorsunuz. Kendisi yoğun bakımdayken önemli şahsiyetler özel uçak getirip sağlık ekibiyle O'nu Fransa'ya tedavi etmek için götürmek istediler. Babam Şeyh hazretleri şiddetle reddetti ve kabul etmedi ve dedi ki: Etrafımızda gördüğünüz bu kalabalık, bu toplum evlatlarımız değil     midir. Eğer benim oğlumdan başka olsaydı  bu yardımda bulunacak mıydınız. Hayır. İşte değerli müminler babamın buyruğu böyleydi, adabı böyleydi.

Değerli kardeşlerim, eğer dini menfaate alet etmekte bir fayda olsaydı, dini siyasete alet etmekte herhangi bir fayda olsaydı öncülük bizde olacaktı, biz bunu yapacaktık. Ama ikisinde de fayda yoktur dine. Onun için öncülük bizde yoktur ve bunu yapmıyoruz. Onun içindir değerli kardeşlerim bunun bilincinde olun ki, kim ismimizi kullanarak veya haberimiz olmadan bize yakınlık gösterip bizim ismimizi istismar ederse veya siyaset için kullanırsa  biz ondan ve onun tasarrufatından beriyiz, tüm yaptıkları şahsidir. Değerli kardeşlerim, buna da inanın eğer ben bu adabı gördüğünüz gibi sahih bir şekilde koruyup muhafaza etmezsem işte bu adapların kaybolmasını göreceksiniz. Ama gördüğünüz gibi sahih bir şekilde  bu adabı korursam, muhafaza edersem nice hayırlar izleyip göreceksiniz değerli müminler.

Değerli kardeşlerim, babam Şeyh hazretlerinin bize nasihat eden sesi hala kulaklarımızda yankılanıyor ve diyordu ki: Gözünüz başkalarının malında olmasın. İnsanlar çokça gelerek etrafınızda toplandıklarında gururlanmayın ve  Şeyh hazretleri büyük toplumlarda şöyle kasem, yemin ederek:  vallahi, billahi ve tallahi diye yemin ederek ben sizin aranızda benden daha eksik belki de daha aşağı kimseyi görmüyorum diyordu; ama biz O'nu bu sıfatlardan tenzih ediyoruz.

Değerli kardeşlerim, Şeyh'imizin üstün terbiyesine, olağan üstü ahlakına  ve emsali görülmeyen tevazusuna bakın. İşte bundan dolayı değerli müminler  yüce Allah cc O'nu insanların kalbinde büyük kılmış, kendi indinde ve insanların yanında makamını ali eylemiştir. Bu nedenle değerli müminler, yüce Allah'a şükürler olsun ki O'nun şanı afaka yayılmıştır, alimlerin, havasların ve tüm insanların yanında adabı ve tasavvufu hüsnü kabul görmüştür.

Değerli kardeşlerim, hepinizin bu dürüst sevdanızı, bu imani hissiyatınızı taktir ediyorum. Zaten bu sizin vefanızdır, sizdendir. Bütün malını, sağlığını ve rahatını hatta bütün hayatını  insanların irşadı ve onların mutluluğu uğrunda feda eden o mübarek zat içindir ve sizin O'na olan muhabbetiniz ve O'nun size olan muhabbeti içindir. Burada bulunan herkesyüce      Allah eksiksiz ve memnun edici bir mükafat yazmasını niyaz ediyorum  ve değerli kardeşlerim emelim budur ki, herkes merhum Şeyh el-Haznevi hazretlerinin Şeyh Muhammed el-Haznevi hazretlerinin Allah sırrını pak eylesin, makamını ali eylesin  yıllık anma toplantısının ruhlarımız için deva  olduğunu ve gönüllerimizin ilacı olduğu hakikatini idrak etmesidir.  Bu anma toplantısından ibret almamız  ve ondan dersler çıkarmamız gerekmektedir. Şöyle kideğerli müminler,      bu anma toplantısı vesilesiyle ile dünya gözümüzde soğumalı ahiret ve Allah'ın emirleri ise gönlümüzde büyümelidir.
Değerli kardeşlerim, işte alacağımız derslerden biri de sadatı kiram hazretlerinin işte  onların bütün hayatını ilim ile, ilmin hakikatini beyan etmek için, ilmin yayılması ve hanif dinin öğretilerini yaymak uğruna tüketmişler.  Bu hanif           değerlerine şanına ve     adabına net bir şekilde    hayatlarını vermişlerdir.     Gerçek ve sahih olan tasavvufu ihya etmişlerdir. Ona hayatiyet vermişlerdir, ona hayatiyet kazandırmışlardır. Yorulmak bilmeden çabalamışlardır. Bunu da insanın insan kardeşiyle olan  alakayı güzelleştirmek için ve insanın Rabbi ile olan alakayı güzelleştirmek için anlatmakla beraber gayret etmişlerdi ve bunu anlatmışlardır.

Değerli kardeşlerim, Şeyh hazretlerinin insanın insan kardeşi ile olan alakasını düzeltmeye daveti ve beyanı şudur: Şeyh hazretleri (ks), insanların  mezheplerine, mensubiyetlerine ve milliyetlerine bakmaksızın bütün insanları birbirleriyle kaynaşmaya, ülfet etmeye, birbirini sevmeye, birbirleriyle yardımlaşmaya davet ediyordu. Bunu yaparken de bir insanın hayatı ancak insan kardeşinin hayatı ile, onun sayesinde istikamet kazanabileceğini ve  Müslüman'ın kendi hayatının ancak barış ve birlik sayesinde kaim olabileceğini vurgulardı. Fertlerin birbirinden nefret ettiği bir toplumun binası  nasıl ayakta durabilir ki. Evlatlarının birbirini boğazladığı bir toplum yapısı nasıl inşa edilebilir ki. Toplum binasıancak ve ancak      birbiriyle yardımlaşmak,  kardeş olmak ve de aralarında tefrikaya, düşmanlığa bozgunluğa sebebiyet veren her şeyin atılmasıyla inşa edilir ve ayakta durur. Rasulullah  (sav) buna delil olarak  getirilebilir bir hadisi şerifinde,  birbiriyle buluşan iki kardeşin misali iki el gibidir. Biri diğerini yıkayıp temizler. İki mümin birbiriyle buluşmuş olsun da Allah onlardan birini arkadaşından hayırla istifade ettirmemiş olsun. Asla. Mutlaka birbirlerinden fayda görürler.

O zaman değerli müminler,  el birliği ile kaynaşma, kardeşlik ve güven bağı ile üstünlüğü rahmet ve muhabbetten kaynaklanan toplumsal yardımlaşma gerekmektedir. Hazreti Peygamber'den rivayet edildiği gibi birbirine merhamet ve şefkat eden, sevgi ve sevgi konusundaki müminleri  bir vücut gibi görürsün. Vücudun bir organı rahatsız olursa diğer organlar uyumadan hararet ile  birbirlerinden etkilenirler.

Değerli kardeşlerim, insanın Rabbi ile olan alakasına gelince  Şeyh hazretleri (ks)  daima şunu beyan ediyordu: Kulun dünyada ve ahiretteki hakiki mutluluğa ancak Allah'ın emirlerine harfiyen uymak ve  O'nun sakındırdıklarından kaçınmak ile mümkündür.

Değerli kardeşlerim, yüce Allah  mübarek Kur'an'ı Kerim'inde buyurmuş: “Şüphesiz biz  ademoğluna ikramda bulunduk.” Peki insanoğluna verilen ikram nedir? Bazı müfessirler o ikramı şöyle beyan etmişlerdir: Allah tarafından ademoğluna verilen ikram akıldır. Çünkü Allah insanoğluna çok meşakkatli mükellefiyetler yüklemiştir. Onun karşısında kendisine akıl da ihsan etmiştir. O akıl ile o ağır mükellefiyetleri kaldırabilir. Onun için değerli müminler,  yüce Allah hayvanlara akıl vermediği için onlara herhangi bir mükellefiyet yüklememiştir ve aklını aldığı insanlara da, deli olanlara da herhangi bir mükellefiyet yüklememiştir, değerli müminler. İşte bu bakımdan aklın vasıtasıyla insanoğlu bu meşakkatli mükellefiyetleri en güzel şekilde almaktadır ve onları yerine getirmektedir aklıyla.

Değerli kardeşlerim, peki akıl diyoruz. Akıllı insanlar vardır; ama  akılı insan kimdir? Akıllı Müslüman kimdir? Değerli kardeşlerim, birçoğumuz akıllı olan kimseyi tanımıyor, bilmiyor. Akıllı kimdir diye bilmiyorlar. Peygamber efendimiz (sav) akıllı olan kimseyi şöyle tarif etmiştir: “Akıllı, kendi nefsini muhasebe eden, ölümden sonrası için çalışandır. Cahil ise nefsini muhasebe etmeyen, nefsin hevasına uyup ve hem de yüce Allah'tan emniyet ve güvenceyi dileyendir, bekleyendir.”

Değerli