Baki Olan Ahiret Hayatıdır – Divan Sohbeti (Tel-Maruf)

0
Rahman ve Rahim olan Allah´ın adıyla. Allah´a hamd u senalar, efendimiz Hz. Muhammed´e, alinin ve ashabının üzerine salat ve selamlar olsun.

Bu dünyada insanoğlunun rahatı pek azdır. Genel olarak hayatı meşakkat, yorgunluk, sıkıntı ve kederle dopdoludur. Bu dünya hayatı sebebi iledir ki insanlar ebedi olan, baki olan ve daimi olan ahiret hayatını kaybediyorlar. Buna sebep bu dünya hayatıdır.Değerli kardeşlerim, eğer insan aklını kullansa ve bir miktar sabretse ebedi rahat, ebedi huzur, daimi istirahatgah olan ahiretin o lezzetine, o rahatına kavuşur.

Bir insanın çok sevdiği, aşık olduğu bir sevgilisi olsa ve ona deseler ki bugün sen onunla beraber olmaz isen bin gün beraber olacaksın veya bugün onunla beraber olursan ebedi ondan mahrum olursun, acaba ne yapar. Akıllı insan kısa bir zaman sürecek olan ayrılığı sinesine çeker, sabreder, o zorluğa katlanır. Ebedi olan o maşukuyla beraber olmayı tercih eder. Yani akıllı insan ebedi olan ahirete kavuşmayı ister ve kısa bir zamandaki acıya katlanır ve gereken sabrı gösterir.

Değerli kardeşlerim, dünya ahiretin karşısında hiçbir şeydir. Hatta aralarında bir münasebet bile yok, kıyaslama ihtimali bile yoktur. Birisi yani dünya fani ve bir gölge gibi zail, yok olucu, ahiret ise baki, daimi ve ebedidir.

Değerli kardeşlerim, dünya çekicidir cazibesi var, insanı aldatır. Hatta bir hadiste rivayet edildiği gibi Efendimiz (sav), dünyadan sakının, dünyadan kaçın o Harut ve Marut’tan daha şiddetli sihirbazdır, buyurmuştur.

Dünya ilk defa insanla karşı karşıya kalınca insan zannediyor ki bu dünya benim yarimdir, arkadaşımdır, dostumdur, bakidir, benimdir. Fakat derinden derine iyice baktığı zaman görecektir ki bu dünya peyderpey onu terk ediyor, onu yalnız bırakıyor.

İnsanın yanındaki dünya ve elindeki ömür sanki bitmiyormuş gibi duruyor. Ama dünya hayatı saat saat, an be an erimeye gitmeye mahkumdur. Tıpkı insanın fark edemediği gölge gibi. O zannediyor gölge hep benimle beraberdir, hep aynıdır, hiç değişmiyor. Fakat gölge kısalıyor ve bir süre sonra yok oluyor. İşte insanın sayılı olan günleri, nefesleri de ve yanında ebedi gibi zannettiği dünya da peyderpey onu yalnız bırakıyor, tükenip gidiyor.

Cenab-ı Hak Kuran´ı Kerim´de bir ayeti kerimede mealen şöyle buyurur: ´Allah´ın zatından başka her şey helak olacak, yok olacaktır. Hüküm onundur. Baki kalacak olan da odur.´ Her şey fenaya gidiyor. Allah´tan başka her şey zail ve bütün nimetler de yok olucudur. Bir başka ayet-i kerimede de yeryüzünde her şey yok olacaktır, sadece  Allah baki kalacaktır, buyrulmaktadır.

İnsan sıhhat ve afiyet içinde yüzerken, hiçbir şeyin farkında değilken ve sahip oldukları ondan ayrılmaz zannı içerisindeyken, hiç beklemediği, ummadığı, tahmin etmediği bir anda onda bir hastalık arız olur. O boylu, poslu, güçlü, kuvvetli insan öyle bir kedere öyle bir gam ve tasaya yakalanır ki onlar onu gizliden gizliye kemirir farkında olmaz. Ölümü unutmuşken gaflet içinde bir de bakar ki hastalıklar ve üzücü şeyler ona arız olmuş.

İnsan o hale geliyor ki konuşmaktan aciz, konuşulanı duymaktan ve dinlemekten aciz olabiliyor. Öyle oluyor ki  o sevdiği, ayrılamadığı yemeklere bakmak bile istemez, iştahı kesilir. Hatta yanında, yakınında bulunan, doktorun ona yazdığı ve kullandığı ilaçlara uzanıp ağzına almak ve içmekten, kullanmaktan bile aciz hale gelebilmektedir.

İnsan ölüm geldiğinde ömrünü nerede tükettiğini, gençliğini nerede eskittiğini hatırlar.  Yaptığı evler, köşkler ve malları aklına gelir. Onlardan ayrılmanın acısını ve ıstırabını duyar. Hatta geride zayıf bir zürriyeti varsa ,çoluk çocuğu varsa, acaba onlar ne yapar diye düşünüp durur. O esnada doktorlar ne yapacaklarının şaşırır, ilaçlar insana ihanet ederler. Artık daha önce istifade ettiği şeyler sanki onun aleyhinde olur ve  insan, Allah hakkında ve kendi nefsi hakkında ifrat ettiği, aşırı gittiği konuları düşünür. Ölümün acısı bir taraftan, bu saydıklarımız bir taraftan bastırır insan pişmanlık duyar, nedamet duyar.

Bu saydıklarımızı çoğumuz biliyoruz. Dünya bir çarşı, bir pazar gibi içinde şehvetler ve lezzetler var. Mühim olan bunların yanında bu dini ve bu adabı kaçırmayalım. Vaaz ve nasihatlere kulak verelim.

Cenab-ı Hak cümlemize sahih ve selim, dosdoğru bir akıl nasip eylesin. O akıl ile bu fani dünyanın şehvetlerinden kurtulalım ve bize faydalı olan baki ve kalıcı olan menfaatlara ulaşalım, inşaallah. Alemlerin Rabbi olan Allah´tan beklentimiz, umudumuz budur. Cenâb-ı Allah her şeye kadirdir. Salat ve selam Efendimize, aline ve ashabına olsun.

Share.

About Author

Leave A Reply