Manevi Nesebiyet – Şeyh Muhammed Muta’nın Adana Sohbeti

0

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adı İle. Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd ve senalar, Hz.Muhammed Mustafa’ya salat ve selamlar olsun. Yüce Allah’a (c.c.) sizleri hayır ve mutluluk içersinde gördüm için hamd ediyorum. Değerli müminler! Ben sizin bana gösterdiğiniz bu ihtiram, bu hürmet ve saygıdan dolayı sevinmiyorum. Çünkü ben Yüce Allah’ın (c.c.) zayıf bir kuluyum. Sizin aranızda en zayıf olan da benim. Bu şekilde kendimi gördüğüm için, sizin bu iltifatınıza sevinmiyorum. Bu gösterdiğiniz iltifat, saygı ve hürmet sizin nefsinize aittir. Sizin özelliğiniz, sizin güzel ahlakınızdan ve iyi niyetinizden kaynaklanan bir durumdur.

Ben inanıyorum ki bu yaptıklarınız, bu saygı ve hürmetler, benim şahsiyetime ait değildir. Bunlar babam Şeyh Hazretlerine (k.s.) karşı olan sevginiz, muhabbetiniz  ve bağlılığınızdan dolayıdır. Bu Allah’a (c.c) karşı olan ihlasınıza, iyi niyetinize, dürüstlüğünüze en büyük delildir. Değerli kardeşlerim bizi sevindiren ,Allah’ı (c.c.) sevindiren, Peygamber Efendimizi (a.s.) sevindiren Yüce Allah’a karşı mutiğ olmamız, takvalı olmamızdır. Peygamberimize (a.s.) layık olmamız  ve onun ahlakına sımsıkı sarılmamızdır. Hem Yüce Allah (c.c.), hem Peygamber Efendimiz (a.s.), hem Şeyh Hazretleri (k.s.) ve hem de biz bununla seviniyoruz ve tek önemli yapacağımız iş de budur.

Değerli kardeşlerim şüphesiz babam Şeyh Hazretlerinden sizler de duymuşsunuzdur. Şeyh Hazretleri (k.s.) diyordu ki; Haznevi tarikatının tasavvufu ve adabı, tıpkı Peygamber aleyhisselatu vesselamın ahlakı gibidir. Haznevinin adabı ve tasavvufu, Yüce Allah’ın (c.c.) zikrine, O’nun dinine, Peygamberin (a.s.) ahlakına sımsıkı sarılmaya ve aramızdaki birlik ve beraberliği sağlamaya en büyük vesiledir. Bunun içindir ki Şeyh Hazretlerinin (k.s.) adap ve tasavvufuna bağlı olan bir kimseye farz olan; Peygamberin (a.s.) fiili ve kavli olan sünnetine bağlı olmak, Yüce Allah’ın (c.c.) nehiy ettiklerinden kaçmak, uzak kalmak ve daimi olarak Yüce Allah’ın (c.c.)  takvasına, ibadetine sarılmaktır. İşte Şeyh Hazretlerinin (k.s.) mensubu ve sevenleri böyle olmalıdırlar.

Değerli kardeşlerim malumunuzdur ki Şeyh Hazretlerinin (k.s.) bu arif adabı ve maneviyatı, Yüce Allah’ın (c.c.) zikrine vesile olmuştur. Gördüğümüz gibi kim adaplara sımsıkı sarılırsa, üstünlük kazanmaktadır. Dinini, ahlakını, dürüstlüğünü artırıp, ali makamlar kazanmakta, ihlas ve muhabbet ehli olmaktadır. Değerli kardeşlerim! Şeyh Hazretlerinin (k.s.) adap ve tasavvufunun yüceliğine ve üstünlüğüne en büyük delil, siyasetten, dünya menfaatinden ve istismardan uzak olan böyle büyük bir topluluğun oluşmasıdır.

Değerli müminler ! Araştırdığımız kadarı ile Şeyh Hazretlerinin (k.s.) adap ve tasavvufu gibi dünyada, hakka tabi, doğruluğa tabi, Peygamberin (a.s.) sünnetine tabi, istismardan ve menfaatten uzak, her yerde hüsn-ü kabul gören  her hangi bir adaba rastlanmamıştır. Değerli kardeşlerim ! Bizim vazifemiz Şeyh Hazretlerinin (k.s.).adap ve tasavvufunu noksanlıklardan koruyup muhafaza etmektir. Çünkü  Şeyh Hazretlerinin adabı çok üstündür. Eğer biz onu korursak, istismardan ve menfaatlerden muhafaza edersek, bunun şerefi ve yüce makamı bize kalacaktır. Bundan bizim istifademiz olacaktır. Ama Şeyh Hazretlerinin (k.s.) adabına riayet etmez, ona gereken önemi vermez isek, o takdirde o ölüp gidecektir ve onun gibisini bulmak da mümkün değildir.

Değerli kardeşlerim! Babam Şeyh Hazretleri (k.s.) tasavvuf adabının korunmasına ilişkin şöyle buyuruyordu; ‘Zengin bir aile var. Bu ailenin çok malı, mülkü var. Bu aileden her hangi bir kişi razı olur mu ki o mal  mülk terk edilsin, bekçisiz, nöbetçisiz, korumasız bırakılsın? Elbette razı olmuyorlar .Evet o aileden hiç bir ferd, o malın terk edilmesine razı olmayacak ve elinden geldiğince onu koruyacaktır.’  Onun için bizlerin, bu en yüce tasavvufu, en büyük adabı ,Şeyh Hazretlerinin bize bıraktığı en  ali ve safi olan adabını korumamız, terk etmememiz, ihmal etmememiz lazımdır.

Değerli kardeşlerim ! Babam Şeyh Hazretlerinden (k.s.) duydum, defalarca bize şunu anlatıyordu; Şeyh Hazretlerinin (k.s.) adap ve tasavvufu istismardan ve menfaatten uzaktır. Bizim de onu bu şekilde kullanmamız lazımdır. Yani istismardan, menfaatlerden, makam elde etmek için kullanılmaktan uzak olmasını muhafaza etmemiz lazımdır. Daimi olarak herkese şunu anlatmamız gerekmektedir ki; Şeyh Hazretlerinin adabı, menfaatten ve  istismardan uzaktır. Bizler hiç kimseye, bizim yanımıza gelip, bizim adımızı kullanarak, bizi istismar edip, menfaatı için adapları kullanmasına izin vermeyeceğiz.

Değerli kardeşlerim ! Babam Şeyh Hazretleri (k.s.) buyururdu ki; Bize mensup olan kimsenin, ihlasından, iyi niyetinden ve sıdkından dolayı, her yerde ve her mekanda, Şeyh Hazretlerinin (k.s.) adabının ve tasavvufunun, halıs bir şekilde sadece Allah için olduğunu, insanlara ve dine hizmet  etmek gayesinde bulunduğunu ve  dünyevi menfaatlerden çok uzak olduğunu anlatması gerekmektedir.

Değerli kardeşlerim! Defalarca duydunuz. ki , Şeyh Hazretleri (k.s.).buyuruyordu ; ‘Kim bizim adaplarımızı kendi menfaati için kullanırsa, kim olursa olsun, ister bizim yakınımız, ailemizden biri olsun, ister kardeşimiz veya evladımız olsun, isterse yetiştirdiğimiz imamlardan ya da bizi sevenlerden olsun, kim bizim ismimizi kullanıp, onu  istismar edip, kendi dünyevi menfaatleri için kullanırsa, biz ondan beriyiz. Çünkü biz menfaat için değil, insanlık ve din için çalışmaktayız, hizmet etmekteyiz. Herkes de böyle olmalıdır.

Değerli kardeşlerim ! Babam Şeyh Hazretlerinin (k.s.) bana olan güvencesi ve ümidine dayanarak etrafımda toplanıyorsunuz ve diyorsunuz ki; ‘Bu bizim şeyhimiz Şeyh Muhammed El-Haznevi’nin (k.s) oğludur.’ Eğer ben, dünya için, siyaset için, bir makam elde etmek için hareket edecek olursam, elbette siz benim etrafımda toplanmasınız. Bana gelmezsiniz. İnşallah dünya için, makam ve mevki elde etmek için değiliz. Sizin bu şekilde toplanmanız ve bu dini toplantınız buna en büyük şahit ve delildir.

Değerli kardeşlerim ! Ey şeyhin mensupları ! Ey şeyhin akrabaları ! Ey bu intisap ile Şeyh Hazretlerinin nesebinden olanlar ! Makam sahipleri ,muhabbet ve sevgi sahipleri ! Yüce Allah’tan temenni ve niyaz ediyorum ki, bizi ve sizi daimi olarak, bu şekilde kılsın. Bizi bu şereften, bize ikram ettiği bu nesepten, Şeyh Hazretlerinin (k.s.) şerefi için, akrabalıktan, onun evlatlığı olmaktan bizi ayırmasın ! Bizi ona layık eylesin!

Değerli kardeşlerim ! Bu kazandığımız nesep ve akrabalık bağı ile ilgili hususlar, benim şahsi görüşümden kaynaklanmış değildir.Bu tasavvufa ait kaynaklardan alınmıştır. Tasavvuf ehli demişlerdir ki;  ‘Mürşide sadık olan mürid, şeyhin evladı sayılır. Öyle normal akrabalık da değil. Çünkü eğer şeyhin nesebinden olan hakiki bir evladı, onun adabında, onun sözünde, onun terbiyesinde değilse,o uzaktır. Onun adabına sımsıkı sarılmış, müteeddip, terbiyeli, ihlaslı, teslimiyet sahibi olan birisi uzakta da olsa şeyhin gerçek oğlu odur.’

Değerli kardeşlerim ! Aşıkların sultanı İbn-ul Faruk buyurmuştur ki; Aşk ile, muhabbet ile, ihlas ile, sevgi ile olan kardeşlik, nesebiyet  malumdur ki ana baba  vesilesi ile olan nesebiyetten daha üstündür. Daha geçerlidir ve faydası daha büyüktür. Anne baba ile mensup olunandan daha yakın ve akrabalığı daha faydalıdır. Değerli kardeşlerim! Sizlerin bu şerefli  kazanımınızın daimi olmasını Yüce Allah’tan (c.c.) temenni ediyorum. Değerli müminler ! Babam Şeyh Hazretlerine (k.s.) olan bu akrabalığınız şerefi ile Yüce Allah’tan (c.c.) temenni ediyorum ki bu nimeti devamlı eylesin. Beni de sizin gibi onun manevi evladı eylesin inşallah.

Değerli kardeşlerim ! Başıma gelen bu hal büyük bir musibettir. Koca bir ailenin kaybolmasıdır. Ben sizi bu şekilde görünce, sizin bu varlığınızı, Şeyh Hazretlerine (k.s.) bu manevi  bağlılığınızı görünce, kendi büyük musibetimi unutuyorum .Benim sıkıntım, dargınlığım ve musibetim hafifliyor. Değerli müminler! Bu hale benim de sizin de şükretmemiz lazımdır. Değerli kardeşlerim ! Yüce Allah’a (c.c.) bu kardeşlikten dolayı şükretmemiz lazımdır .Ben bu gördüğüm sımsıkı bağlılık, bu sadakat, bu dürüstlük, bu aşk ve ihlasa  karşı Allah’a (c.c.) nasıl  hamd edeceğimi, nasıl şükür edeceğimi şaşırıyorum. Yüce Rabbim bizi, sizi ve tüm insanları, tüm müslümanları bu kardeşliğe, bu manevi adaba muvaffak eylesin. Kıyamete kadar bizi bu maneviyatlarla daim eylesin.

Değerli müminler ve değerli kardeşlerim ! Sizlerin bizde, Yüce Allah’ın bu zayıf kulunda, nice ümitlerimiz ve beklediğimiz hayırlar vardır.Sizden rica ediyorum.Y üce Allah’tan (c.c.) niyaz edin. Benim için dua edin ve deyin ki; Ey Rabbim ! Bu insanda, Allah’ın bu zayıf kulunda, ümit ettiğimiz hayırları, dine hizmet etmesi için, İslamiyete hizmet etmesi için onda tahakkuk eyle.’

Değerli kardeşlerim ! Ben inanıyorum ve sizde inanıyorsunuz ki sizin benim omuzlarıma yüklediğiniz bu yük çok ağırdır. Bu kolay bir iş değildir. Büyük topluluklar, büyük cemaatler, İslam toplumu ve kitlesi benden, bu zayıf  şahıstan hayırlar ümid ediyorlar. Hayırlar bekliyorlar. Elimizde olan, yapabileceğimiz sizin bana dua etmenizdir. Dua ediniz ve deyiniz ki;’ Ya Rabbi bizim şeyhimizin, bu insandaki hüsnü zannını ve bizim hüsnü zannımızı, onda tahakkuk  eyle.’ Bende şöyle dua edeceğim ; ‘Ya Rabbi ! Bu toplumun, bu cemaatin benden ümit ettikleri hayırları tahakkuk eyle ! Beni o hayırlara layık eyle ! Çünkü Yüce Rabbim her şeye kadirdir. Hazreti Muhammed’e salat ve selam olsun.

Share.

About Author

Leave A Reply