Dinleri Sebebiyle Kaçanların Sığındıkları Yer, Arap Diyarıdır

0

Arap diyarı, zulümden kaçan diyanet sahiplerinin sığınağı ol­muştu. Bu din mazlumları, umumi risalet sahibi olan peygamber­lerin diyarı Arabistan´ı vatan ve makam edinmişlerdi. Bu bölge, Arap diyarı dışında ortaya çıkan diğer dinlerin de barınağı olmuş­tu. Zulüm gören diyanet sahipleri buraya sığınıyordu. Tatarlar in zulmüne uğrayan, Tatarlar tarafından evlerinin içinde yakalanıp eziyete uğrayan ve paramparça edilen İsrailoğulları´nın sığınma yeri de, Arap diyarı olmuştu. Daha sonra Romalılar da diyanet sa­hiplerine, yani îsrailoğullan´na çeşitli zulüm, zillet ve meskeneti reva görmüşlerdi. Roma vatandaşlarına tanınan haklar Israilo-ğulları´na asla tanınmıyordu. Onları Romalı olarak kabul etmi­yorlardı. Halbuki İsrailoğulları onların tebaası olup yönetim ve otoriteleri altında yaşamaktaydı. Ronıalılar´dan daha üstün ol­dukları halde, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyorlardı. Bu nedenle İsrailoğulları´nm çoğu, sığınak olarak Arap beldelerini gördüler ve oralara göçtüler. Çünkü Arap beldeleri, dinleri sebe­biyle zulümden kaçan kimselerin kalesi olmuştur. Bu mazlumlar ilk peygamberlerin toprağı olan Arabistan´dan başka sığınacak bir yer bulamamışlardı.

Başlangıçta Yemen diyarını kendileri için sığınak olarak seç­mişlerdi. Tübba kavminin himayesi altında yaşamışlardı. Tübba kavmi, putperest oldukları halde, yine de İsrailoğulları onların yönetimleri altında himaye görmüşlerdi. Onların idareleri altın­da özgürlüklerini elde etmişlerdi. Hatta bazı Yemenliler, Yahudi­lik dinini kabul etmişlerdi. Fakat Yahudiler´in kendileri, Yahudilik´i, beşeriyeti İslah edip iyileştirmeye elverişli bir din olarak gör­memekte, Yahudilik´i bir milliyet olarak anlamaktaydılar. Bu yanlış anlama doğrultusunda şu yanlış ve fasit iddialarım ileri sürmekteydiler: “Bizler Allah´ın oğulları ve dostlarıyız.” Bu se­beple Yahudilik´e giren Yemenliler´i kendilerinden saymamışlar, cemaatlerine katmamışlardır. Onlara Samirliler adını vermişler­dir. Bu dönem içinde, Evs ve Hazreç kabileleriyle bir arada yaşa­mışlardır. Evs ve Hazreç kabilelerinin asli vatanları Yemen´dir.

Putperestler, verimli toprakları ve meraları bulunan Medi­ne´ye hicret ettiklerinde, Yahudiler de Medine ve çevresine göç et­mişlerdi. Örneğin Nadiroğulları, Kurayzaoğulları, Kaynukaoğul-ları oraya göçmüşlerdi, Medine´nin yanısıra Hayber´e göç edenler de vardı.

Bunlar Arap milletinin içine girip onlara katılmamışlar, aksi­ne orada kaldıkları süre içinde sadece kendilerini barındıran ka­leler inşa etmişler, verimli topraklardan yararlanmışlardır. Me­dine´de hurmalıkları ve bahçeleri vardı. Hayber´e yerleşen Yahu­diler de bir takım bahçe ve hurmalıklara sahip olmuşlardı.

Yahudiler sadece kendilerim severlerdi. Komşu belde sahiple­riyle yardımlaşmazlardı. Araplarla muamele etmezlerdi. Mua­mele etseler bile onları zarara uğratırlardı. Ahde vefa göstermez, aksine hıyanette bulunurlardı. Nitekim Cenab-ı Allah şöyle bu­yurmuştur: “Onlardan (kitap ehlinden) öylesi vardır ki, ona bir dinar versen, devamlı olarak başına dikilmeden onu sana öde­mez. ´Ümmilere karşı bize bir sorumluluk yoktur´ dedikleri için böyle yapıyorlar. Ve Allah´a karşı bile bile yalan söylüyorlar. Ha­yır, kim sözünü yerine getirir ve (günahtan) korunursa, şüphesiz Allah da korunanları sever.” ( ai-i Imran: 75-76)

Kendilerini yurtlarına kabul edip barındıran Araplar´ı, kendi­lerinden daha aşağı bir millet olarak gördüler. Onların cahil ol­duklarını söyleyerek, iyi ilişkiler kurmaya yanaşmadılar. Onların günahkar mantıkları ve batıl iddialarına göre, cahil kimselerin hakkını yemekte bir sakınca yoktu. Bunu söyleyerek Araplar´la iyi ilişkilerde bulunmadılar ve onlara yanaşmadılar. Onların dı­şında ve karşısında ayrı bir grup oluşturdular. Yanlarında ve çev­relerinde yaşadılar, ama onlarla herhangi bir muameleye girme­diler.

Share.

About Author

Leave A Reply