Hz.Hamza´nın Müslüman Oluşu

0

Müşriklerin yaptıkları işkenceler ve eziyetler, îslam daveti­ne icabeti durdurmamış, aksine daha da arttırmıştır. Mü´min­ler içinde, ilk olarak müslüman olanların İslam´a giriş sebebi, gördükleri eziyet ve işkenceler olmuştur. Bu başlık altında, Abdülmuttalib oğlu Hz. Hamza´nın müslüman oluşunu anlatacağız. Onun ne şekilde İslam´a girdiğini îbn Ishak´ın rivayetinden dinleyelim:

“Eşlem kabilesinden hafızası kuvvetli bir adamın bana an­lattığına göre, Ebu Cehil, Safa tepesinin yanında Resulullah (sav)´e uğramış, ona eziyette bulunmuş ve küfretmişti. Fakat Resulullah (sav) onunla konuşmamış ve cevap vermemişti. Ora­larda oturan ve Abdullah bin Ceda´nın cariyesi olan bir kadın, Ebu CehiVin söylediği sözleri işitmiş ve yoldan geçmekte olan Hamza´ya durumu anlatmıştı. Hamza, omuzunda silahıyla av­dan dönmekteydi. Hamza, ava çıkar ve dönüşte, evine gitme­den Kabe´ye gelip tavafını yapar, sonra Kureyşliler´in toplantı yerine uğrar, onlarla biraz konuşurdu. Kureyşliler arasında güçlü kuvvetli bir delikanlı ve cesaretli bir insandı. Ebu Ce-hiVin küfürlerini ve hakaretlerini işiten cariye, Hamza ile kar­şılaşınca, ona şöyle dedi: “Ey Ebu Ammare! Kardeşin oğlu Mu-hammed´in başına gelenleri, Ebu CehiVin kendisine yaptığı ha­karetleri görmeliydin! Az önce Ebu Cehil, burada oturan Mu-hammed´e eziyet edip küfretti. Hakaretde bulundu. Sonra da başka tarafa gitti. Fakat Muhammed ona hiçbir şey söylemedi!” Duyduğu bu sözler karşısında Hamza, büyük bir öfkeye kapıl­dı. Çünkü Cenab-ı Allah ona ikramda bulunacaktı. Hemen ye­rinden fırlayarak Ebu Cehil´i bulmak için yola koyuldu. Mes-cid-i Haram´a girdiğinde, Ebu CehiVin Kureyşliler´le birlikte oturduğunu gördü. Onun yanına vardı. Yayını kaldırıp kafası­na vurdu. Ebu CehiVin kafasını ağır bir şekilde yaraladı. Son­ra ona: “Muhammed´e sövüyorsun ha! îşte ben de onun dinine girdim- Onun söylediklerini söylüyorum. Gücün varsa beni di­nimden çevir” dedi. Bunun üzerine, Mahzum oğullarından bir adam ayağa kalkarak Hamza´ya saldırmak istedi. Ebu Cehil´i korumak istiyordu. Ebu Cehil: “Ebu Ammare´yi (Hamza´yı) bı­rak. Allah´a yemin olsun ki ben, onun kardeşi oğlu Muham­med´e ağır şekilde sövüp hakarette bulundum” dedi. Hz. Hamza böylece islam´a girmiş oluyordu.”[1]

îbn îshak´ın anlattığı bu olayda, Hz. Hamza´nın müslüman-lığını ilan ettiği anlaşılıyor. Bu da onun imana girişiydi. Fakat “Bidaye” adlı eserde, yine îbn îshak´dan nakledildiğine göre, Hz. Hamza Muhammed (sav)´in yoluna girdiğini bildirirken, bu ilanını, akrabalık asebiyeti ve hamiyeti nedeniyle yapmıştır. Ama bundan sonra bu sözünden vazgeçmek ya da iman yolun­da devam etmek hususunda bir karara varmak için düşündü, îbn îshak, Hamza´nın bundan sonraki durumunu şöyle anlat­maktadır:

“Hamza, kendi kendine düşündü. Ve şöyle dedi: ´Allah´ım! Eğer bu yaptığım hayırlı bir şeyse, kalbime onun tasdikini yer­leştir. Eğer hayırlı değilse, beni bundan kurtar ve benim için bir çıkış yolu halket.” Gece, yatağına bu düşüncelerle yattı. Ama o güne kadar öyle bir gece geçirmemişti. Rahatsız olmuş­tu. Sabaha kadar bu hali devam etti. Sabah olunca Resulullah (sav)´in yanına gidip şöyle dedi: “Ey kardeşimin oğlu! Ben bir işin içine düştüm. Ondan nasıl kurtulacağımı bilemiyorum. Yaptığım şeyin iyi mi, kötü mü olduğunu bilemiyorum. Doğru yolda mıyım, yoksa sapıklıkta mıyım Onu da bilemiyorum. Bana bir şeyler söyle. Senin söyleyeceğin şeylere ihtiyacım var.” Resulullah (sav), Hz. Hamza´ya gerçekleri anlattı. Cenab-ı Al­lah, Resulullah´ın söylediği sözler sebebiyle Hamza´nın kalbine iman nurunu bıraktı. O da şöyle dedi: “Senin doğru sözlü biri olduğuna şehadet ederim ey kardeşimin oğlu! Dinini bana açıkla. Allah´a andolsun ki, gök yerinde durduğu sürece ilk di­nimde kalmak kadar hoşuma giden bir şey yoktu. Ama sen şim­di bana, yeni dini telkin et.” Böylece İslamiyet, Hamza ile güç­lenmiş oldu. Hamza, islamiyet´i güçlendiren kimselerden biri olmuştu. Beyhaki de buna benzer bir rivayette bulunmuştur.[2]

Bu sözlerden ve önceki sayfalarda anlatılanlardan anlaşıldı­ğına göre, Hz. Hamza dini bir inanca sahipti. Yanlış bir yolda da olsa, dindar bir kimseydi. Nitekim bu inanç onu hakka gö­türdü ve gerçek kimliğine ulaştırdı. Müslüman olmadan önce, av dönüşünde hiçbir yere uğramadan doğruca Kabe´ye gidip, orayı tavaf etmesi de buna işaret etmektedir. Tabiatı itibariyle mütedeyyin bir insandı. Hak ortaya çıkınca onu tasdik etti. Haksızlık karşısında duyduğu şiddetli öfke sırasında, içindeki gerçek sevgisi onu İslam´ı kabule götürmüştü. Ancak, verdiği kararda yanılıp yanılmadığını anlamak ve düşünmek istemişti.

Karşılaştığı durum hakkında kesin bir karara varmak için, dü­şünmeye başlamıştı. Tuttuğu yol yanlış ise, bu yoldan çıkacak mıydı, yoksa devam mı edecekti Şaşkınlık geçirmekteydi. Ama yine de sakin ve kararlıydı. Çünkü Cenab-ı Allah onu İslam´a iletmiş ve doğru yola kavuşturmuştu.

——————————————————————————–

[1] İbn Hişam, Siret, C.l, s. 292.

[2] Ibn Kesir, el-Bidaye ve´n Nihaye, C. 3, S. 33 –

Share.

About Author

Leave A Reply