Musa (as), Arap Beldelerinde, Risaletle Görevlendirildi

0

Musa peygamber Mısır´da doğdu ve büyüdü. Firavun´un sara­yında yetişti. Burada Cenab-ı Allah´ın himayesinde gençlik çağı­na erdi. Allah, onu kendi gözetimi ve himayesi altında tuttu. Onu korudu ve ona peygamberlik verdi. Kendisi ile konuşma şerefine ulaşan bir kul yaptı. Ama Rabbi´nin risaleti, doğup geliştiği yer olan Mısır´da değil, Mısır diyarının dışında Arap beldelerinde bir ağacın ardında kendisine ulaştı. Rabbi o ağacın gerisinde kendisi ile konuştu. Bu noktaya şöyle gelinmişti:

Musa Peygamber, İsrailoğulları´ndan birine saldıran Mısırlı bir adamı öldürmüştü. Fakat saldırıya uğramış olan İsrailli adam, Musa peygamberi bir başka Mısırlıyı öldürmeye teşvik et­mişti. Musa, bunun bir fitne olduğunu anlamasaydı, ikinci adamı da öldürecekti. Kendi kavminden olan fitneci adama şöyle demiş­ti: “Belli ki, sen bir azgınsınl” Böyle diyerek, ikinci kez o fîtneka-rm oyununa gelmedi. Ancak Firavun ve adamlarının, kendisini öldürmek için plan kurduklarını haber alınca Mısır´dan çıktı. Medyen taraflarına yöneldi. O anda şiddetle yardıma ve imdada ihtiyaç hissediyor ve şöyle diyordu: “Rabbim, doğrusu bana indi-receğin hayra muhtacım.” (Kasas: 24)

Rabbinden hidayet umarak yine şöyle diyordu: “Umarım ki, Rabbim beni doğru yola iletir.” (Kasas: 22) “Medyen suyuna geldi­ğinde, davarlarını sulayan bir insan topluluğu buldu. Onlardar, başka, hayvanlarını sudan alıkoyan iki kadın gördü.” (Kasas: 23)

Bu iki kız, kendi koyunlarının başkalarınınkine karışmaması için, koyunlarını geride tutuyor ve su başına bırakmıyorlardı. Su­yun başındaki kimseler, koyunlarını sulayıp götürdükten sonra arta kalan su ile kendi koyunlarım suluyorlardı. Öncekiler, hay­vanlarını suladıktan sonra kuyunun ağzına büyük bir kaya par­çası bırakıyor ve öylece gidiyorlardı. Bu kızlar, o kaya parçasını kuyunun ağzından kaldıramadıkları için, sadece oradaki ha­vuzda arta kalan su ile kendi hayvanlarını sulayabiliyorlardı. Al­lah´ın rahmetine muhtaç olan Musa, bedenen zayıf olan o iki kıza: ” ´Derdiniz nedir ´ dedi. ´Çobanlar ayrılana kadar biz sulamayız Babamız çok yaşlıdır. Onun için bu işi biz yapıyoruz´ dediler.” (Ka­sas: 23) ´

Çobanlar hayvanlarını sulayıp gittikten sonra, Musa kuyu ba­şına gelerek, ağzındaki büyük kaya parçasını kaldırıp bir kenara bıraktı. Su çekerek iki kızın hayvanlarını suladı.

Bundan sonra o iki kız, eve gidip babalarına o güçlü ve güveni­lir kimsenin, yani Musa´nın bu yardımını anlattılar. Bunun üzeri­ne babalan da Musa´yı çağırıp yanında sekiz, ya da on yıl süreyle ücretli olarak çalıştırdı. Musa bu süreyi tamamladı. Yani on yıl müddetle o iki kızın babalarının yanında çalıştı.

“Musa, süreyi bitirip ailesiyle yola çıkınca Tur´un (sağ) yanın­da bir ateş gördü. Ailesine dedi ki: ´Siz durun, ben bir ateş gör­düm, belki ondan size bir haber getiririm, yahut bir ateş koru (ge­tiririm) de ısınırsınız.´ Oraya gelince o mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısında bir ağaçtan kendisine seslenildi: ´Ey Musa, muhak­kak alemlerin Rabbi Allah, benim, ben!´” (Kasas: 29- 30)

Ebu´l- Fida´nın “Kısas-ül- Enbiya” adlı kitabında da anlattığı gibi Medyen, Cenab-ı Allah´ın, içinde yaşamakta oldukları Eyke-liler´i helak etmiş olduğu şehirdir. Eykeliler Şuayb peygamberin kavmidir. Onların helakleri Musa peygamberden önce olmuştur.

Görüldüğü gibi, Medyen Arap beldelerinden biridir. Musa pey­gambere risalet orada gelmiştir. Firavun´un beldesi olan Mı­sır´dan uzaklaşarak nefsi temizlenip arman Musa, on yıl süre ile çalıştıktan sonra Medyen´de ilahi risalete muhatap olmuştur.

Musa´nın, Sina toprağındaki Tur dağının yan tarafında ilahi ri­salete muhatap olduğu konusunda nas bulunduğunu söyleyenler vardır. Biz bu sözüngerçek olduğunu kabul ediyoruz; ancak Mu­sa, Firavun ile onun etkisinden ve zorbalığından, kavmini zillet ve meskenet üzere terbiye etmesinden uzaklaşıp temizlenmesinden, arınmasından sona ilahi risalete muhatap olmuştur. Firavun´un zamanında Mısır´da bolluk ve verimle, zillet ve meskenet bir ara­da görülüyordu.

Medyen şehrinin Şam taraflarındaki Arap beldelerinden biri olması ile, Hz. Musa´nın Tur dağının yanında peygamberlikle gö­revlendirilmesini nasıl bağdaştırabiliriz

Bu soruya, “Kısas-ül- Enbiya” adlı eserinde Ebu´l- Fida şöyle cevap verir: “Musa, kayınpederinin yanından zevcesiyle birlikte ayrılıp yola çıktı. Birçok tefsircinin anlattığına göre, sılaya kavuş­ma özlemi içindeydi. Mısır´daki akrabalarını gizlice ziyaret etmek için yola koyuldu. Beraberlerinde çocukları ve davar sürüleri de vardı. Bu davar sürülerini, Medyen´de ikamet ettiği müddet için­de elde etmişti. Cenab-ı Allah onu, insanlara üstün kilmiş ve ken­disiyle konuşan bir kimse olma şerefine mazhar etmişti. Fira-vun´a elçi olarak gönderdi. Şuayb peygamber onu, Mısır toprağın­da kurtarmıştı. On yıl süreyle yanında tutmuş ve himaye etmişti. Bu süre içinde onu, azgın Firavun´un zulmünden korumuştu. İşte Musa, Rabbinin risalet emrini tebliğ etmek üzere Firavun´a gidi­yordu. O Firavun ki, azgınlık ve taşkınlık yapmıştı. Kendini zen­gin gördüğü için haddi aşmıştı.

Share.

About Author

Leave A Reply