Ticaret Hayatına Doğru

0

Arap kabileleri arasında Kureyş, ticaretle ünlenmişti. Ku­reyş´in Mekke dışına çıkan kafileleri tüccar idiler. Çünkü Kureyşliler´in yaşadıkları yerde ziraat yoktu. Onlar ekinsiz bir vadide ya­şamaktaydılar. Araplarda, ekonomik gelirler getiren sanayi mev­cut değildi. Ancak Kureyş´in yaşadığı yerde Kabe-i Muazzama vardı ki, orası insanların toplantı yeriydi. Oraya gelenler gü­venlik içinde olurlardı. Kabe´yi uzak yollardan ziyarete hacılar gelirlerdi. Bu sebeple hac mevsiminde panayırlar kurulur, bu pa­nayırlarda ticaret yapılırdı. Ticaretin yanı sıra şiir meclisleri top­lanır, edebi müsabakalar yapılırdı. Malların alınıp satılmasının yanı sıra edebi alış verişler de yapılırdı.

Kureyş zenginleri kazancı hep ticaretten sağlardı. Orta halli­ler de güçlerine göre ticaretle meşgul olurlardı.Ellerinde bulunan malları satarlardı. Büyük tüccarlar, örneğin Abdulmuttalib oğlu Abbas, Velid bin Muğire ile Ebu Bekir, Yemen den ve Şam´dan ge­tirdikleri malları piyasaya sürer, ticaretle uğraşırlardı. Bunlar, Farslardan aldıklarını Yemen yolu ile Roma´ya taşırlardı. Roma­lıların mallarını da Şam yoluyla Farslara götürüp satarlardı. Biri yazın, diğeri de kışın olmak üzere iki ticaret kervanı düzenlerler­di. Yaz seferinde Şam´a gider, Farsların mallarını oraya götürür­lerdi. Oradan da Romalıların mallarını alıp getirir ve halka satar­lardı. Kış seferinde de Roma´dan mal alıp getirir, İran´da satarlar­dı. Dış ticaret, Kureyş´in büyüklerinin servet kazanmasının yega­ne yoluydu. Dahili ticaretle de orta hallilerin geçimlerini temin ederlerdi. Yoksullarına gelince onlar da deve, sığır ve küçük baş hayvanların ticaretleri ile uğraşırlardı.

Bu ticari hayatın bir gereği olarak Muhammed (sav) de zengin­lerin işi ve orta hallilerin geçim kaynağı olan ticarete yöneldi. Ta­bii ki koyun çobanı olarak yaşamım sürdürmesi, aklın kabul ede­bileceği bir iş değildi. Küçük yaşlarda iken çobanlık yapmak, onun için uygun bir işti. Ama yaşı ilerleyince elbette ki, iç ve dış ticarete yönelmesi, ithalat ve ihracatın yapıldığı pazarları tanıması gere­kiyordu. Bu nedenle de ticari seyahatlere çıkması gerekiyordu. Yüce Allah, O´nun Şam´a mal götürüp oradan da Mekke´ye mal ge­tiren Kureyş kervanı ile birlikte seyahate çıkmasını ilham etti.

Amcasıyla Birlikte Sefere Çıkışı

Çocukluk döneminden çıkıp güçlendiği ve ergenlik çağına eriş­tiği zaman, kavminin geçim kayanğı olan ticarete yönelmesi gere­kiyordu. Nihayet bir ticaret kervanının hazırlandığını gördü. Bu kervanda koruyucusu, velisi olan Amcası Ebu Talibde vardı. Bu kervanla birlikte yola çıkmak, yolda tecrübe kazanmak, Mek­ke´deki büyük tüccarların giriştikleri ticari teşebbüslere giriş­mek, ticari durumları öğrenmek, böylece yaşadığımız hayatın olup bitenleri hususunda deneyim kazanmak istedi. Bu isteğini amcasına açtığı zaman, amcası, O´nun bu işler için yaşının henüz küçük olduğunu, yolculuğa dayanamıyacağım söyledi. Çünkü bu kervanda onun satacak malı yoktu. Bu nedenle de ticari işleri öğ­renemeyecekti. Fakat peygamber efendimizin bu işe olan şiddetli arzusu, amcasının, onun isteğine muvafakat etmesine neden ol­du. Siyer kitapları, Muhammed (sav)´in ticari kervana katılma ar­zusunu şu ifadelerle dile getirmektedir: “Resulullah (sav) sefere gönlünü kaptırmıştı. Yola çıkmayı çok arzuluyordu. Bu nedenle amcası Ebu Talih ona acıyarak sefere çıkmasına muvafakat etti. Yol arkadaşlarına da: “Ne yapayım benden ayrılamıyor, doğrusu ben de ondan ayrılamıyorum ” dedi.

Burada kısa bir durak yapmamız uygun olacaktır. Muhammed (sav), bu ticari seyahate çıkmayı neden bu kadar arzulamış ve bu sefere gönlünü neden bu kadar kaptırmıştı Sanırım önceki pa­ragraflarda bu soruya cevap olacak açıklamalarda bulunmuştuk. Şöyle ki: Peygamber efendimiz ticareti ve ticari işleri başkaların­dan duyarak değil bizzat görerek öğrenmek v e bu konuda dene­yim sahibi olmak istiyordu. Ticari teşebbüslerde bulunma arzusundaydı. Koyun çobanlığı ile yetinmektense, ticaretle haşir neşir olmayı arzuluyordu.

Ebu Talib, başlangıçta onun sefere katılmasına rıza gösterme­mişti. Yolun zahmetlerine dayanamayacağından ve çölde kaybol­masından korkmuştu. Fakat Peygamber efendimizin ısrarı sonu­cunda bu kararından vazgeçmiş ve şöyle demişti: “Ne yapayım benden ayrılamıyor. Doğrusu ben de ondan ayrılamam.”

Muhammed (sav), amcasıyla birlikte Şam´a giden ticaret ker­vanına katıldı. Nihayet kervan, Busra kentinde konakladı. Bus­ra, rahiplerin manastırlarının bulunduğu bir kent idi. Rahipler orada kendilerini ibadete vermek, Tevrat, İncil ve bunların ihtiva ettikleri şeyleri öğrenmekle meşgul olurlardı. Busra´daki manas­tırlarda bulunan rahiplerle zahidlerin Tevrat ile İncil´e ilişkin bil­gileri derindi. Bu kitaplardaki işaretlerle müjdelerden haberdar idiler. –

Share.

About Author

Leave A Reply