Vekalet

0

Vekalet´in Tarifi

Vekâlet, lugatta birkaç mânâya gelir, onlardan biri korumaktır.

Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. . (Âiu İmran/173)

Yani Allah koruyucu ve muhafaza edicidir.

Vekalet, tevfiz (işi başkasına havale etmek) anlamına gelir:

Allah´a tevekkül et, (Enfal/6l)

Yani işini Allah´a havale et.

Fakihlerin ıstılahında ise vekalet´in anlamı şudur; Bir kişinin sağken yapması kaydıyla, bir işi yapmak üzere başka bir şahsı naib tayin etmesidir. Yalnız müvekkilin, vekalet konusu olan bu işi yapmaya eh­liyetli olması yapılacak işin de vekalet´e elverişli olması şarttır. Bu tarif, vekalet´in rükün ve şartlarından bahsederken tam olarak vuzuha kavu­şacaktır.

Vekalet´in Meşruiyeti

Hem Kur´an, hem de Sünnet vekalet´in meşruiyetine delâlet eder. Vekalet´in meşruiyetine delâlet eden ayetler şunlardır:

Eğer (karı ile koca arasında) ayrılık olacağından korkarsanız erkeğin ailesinden bir, kadının ailesinden de bir hakem (arabulucu ve hüküm verici) gönderin.

(Nisa/35)

Yani karı-koca arasında bir anlaşmazlık olur da bu anlaşmazlık şiddetlenirse, iki hakem tayin edilir. Bunlar kan-kocanın vekili olur, onların durumunu incelerler. Bu ayet her ne kadar kan ile koca hak­kında varid olmuşsa da genel olarak vekalet´in meşruiyetine delâlet eder.

Şu ayet de vekalet´in meşru olmasıyla uyum içindedir:

Şimdi siz içinizden birini şu gümüş para ile şehre gönderin de baksın, hangi yiyecek daha cemiz ise ondan size erzak getirsin. (Kehf/19)

Topluluktan bir kişiyi göndermek, onu o topluluğa vekil kılmak anlamına gelir.

Şu ayet de vekalet´in meşru olmasıyla uyum içindedir:

Benim şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne sürün; gözü görür hale gelir.

(Yusuf/93)

Görüldüğü gibi Hz. Yusuf (a.s) kardeşlerini, gömleğini götürüp babasının yüzüne sürmek üzere vekil kılmıştır. Biz bu iki ayetin veka­let´in meşru olduğunun delili olduğunu söylemedik, bu iki ayet vekalet´in meşru olmasıyla uyum içindedir dedik; zira her iki ayet de bizden önceki kavimlerin şeriatlarını hikaye etmektedir. Daha önce de birkaç defa söylediğimiz gibi, bizden öncekilerin şeriatları, bizim için bağlayıcı değildir.

Vekalet´in meşru olduğu hususunda birçok hadîs varid. olmuştur. Onlardan biri Siyer ehlinin rivayet ettiği şu hadîstir: ´Hz. Peygamber, Amr b. Ümeyye ed-Damrî´yi, Ümmü Habîbe Remle bintü Ebî Süfyan´in nikâhına talip olduğunu bildirmek üzere vekil tayin etti´.

Hz. Peygamber´in mevlası Râfî şöyle rivayet ediyor: ´Rasûlullah (s.a) ihramdan çıktıktan sonra Meymune ile nikahlandı ve gerdeğe girdi. Peygamber ile Meymune arasında ben elçilik yaptım´.[1]

Urve el-Barikî şöyle rivayet ediyor: “Rasûlullah (s.a) bana bir dinar vererek bir koyun almamı emretti. Ben o bir dinar ile iki koyun satın aldım. Onlardan birini bir dinara sattım, diğer koyun ile bir dinarı da Peygamber´e getirdim. Durumu anlatınca Peygamber bana ´Allah senin alışverişinde bereket kılsın´ diye dua etti”.[2]

İleride bu hususta birçok hadîs zikredilecektir. Ayrıca ayet ve hadîs­lerin, meşruiyetine delâlet ettiği vekalet hususunda âlimlerin tümü ittifak etmiştir.

Vekalet´in Meşruiyetinin Hikmeti

Allah Teâlâ´nın insanları nimet ve güç hususunda farklı yarattığında hiç şüphe yoktur. Allah, insanlar için rızik kapılarını tamamen açmıştır. Herkes için bir veya birkaç maişet yolu açmıştır. İnsanlardan bir kısmı hem gücü, hem de yeteneği olduğu halde, bazen meşguliyetlerinin artması nedeniyle başkasının yardımına ihtiyaç duyar. Bazı insanların da gücü ve yeteneği yoktur, dolayısıyla başkasının yardımına daha çok muhtaçtırlar. Bazı insanların güç ve yeteneği olmakla beraber bazı konuları, bazı işleri bilmezler. Bazı insanlar da haklı oldukları halde hakkını savunmaktan, isbat etmekten yoksun olurlar, karşılarındaki hasımları ise güzel konuşma, delil getirme yeteneğine sahip oldukları için haklı çıkarlar. İşte bu ve benzeri nedenlerden ötürü insanın başkalarına ihtiyacı olur. İşlerin yürümesi, ihtiyaçların karşılanması, sıkıntıların giderilmesi, muamelelerin kolaylaşması için maslahat, vekil tayin etmeyi gerekli kılmıştır. Çünkü Allah´ın şeriatı zorlukların kaldırılması İçin gelmiştir; zira Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır;.

(Allah) size dinde güçlük kılmadı. (Hac/78)

Vekalet´ in Hükmü

Vekalet´in caiz ve meşru olduğunu söylemiştik. Vekalet´te aslolan ibahadır. Ancak mendub bir iş hususunda olursa mendub, mekruh bir iş hususunda olursa mekruh, haram bir iş hususunda olursa haram olur. Eğer bir kişiden zararı defetmek hususunda olursa vacib olur. Meselâ yiyeceğe muhtaç olup onu satın almaktan aciz olan bir kişiye vekil olmak vacibdir.

Vekalet´in Rükûnlan

Vekalet´in dört rüknü vardır:

1. Müvekkil (kendisine vekil tutan)

2. Vekil

3. Siga

4. Kendisi için vekil tutulan mal veya tasarruf

1. Müvekkil (Kendisine Vekil Tutan)

Müvekkil, kendisine niyabeten birtakım tasarruflarda bulunması için başkasından yardım isteyen, vekil tutan kişidir. Kişi, ancak tasarruf ede­ceği mülkü veya velayeti altında bulunmak suretiyle tasarruf edebileceği bir konuda vekil tayin edebilir; yani şer´an tasarruf etme hakkına sahip olduğu hususlarda vekil tutabilir. Kendisinin tasarruf etmesinin sahih olmadığı ve asılın tasarrufa yetkisi olmadığı hususlarda ise, vekilin haydi haydi yetkisi olmaz. Mal sahibi âkil-bâliğ ise, hacr altında değilse, malında tasarruf yapmak üzere vekil tayin etme hakkına sahiptir. Çünkü âkil-bâliğ olan, hacr altında bulunmayan kişi, malında tasarrufta bulunabilir. Bunun gibi -baba, dede ve vasi gibi- malın, velîsi de başkasını kendisine vekil tutup o malda tasarruf etmesini sağlayabilir. Âkil-bâliğ olan kişi, kendisini evlendirmesi için başka birini vekil tayin edebilir, çünkü o,.bizzat evlenme hakkına sahiptir. Bakire bir kızın adil velisi (babası) kızını veya velayeti altında bulunan başka bir kadını evlendirmesi için bir başkasını veli tayin edebilir. Çünkü o, onları ´evlendirme hakkına sahiptir. Bu bakımdan çocuğun veya sürekli baygınlık geçiren kişinin vekil tayin etmesi sahih olmaz; zira kendileri şer´an tasarrufta bulunmaya yetkili değillerdir. Kendileri tasarrufta bu­lunmaya yetkili olmayınca vekilleri haydi haydi olmaz. Sefihi iği nede­niyle hacr altına alınmış bir kişi malî bir tasarruf hususunda vekil tayin edemez. Çünkü kendisi bu tasarrufa ehil değildir. Kendisi ehil olmayınca, vekili evleviyetle ehil olamaz. Fasık bir baba kızını evlendirmek hususunda vekil tayin edemez; zira kendisi kızını evlendirme yetkisine sahip değildir ki bu hususta vekil tayin edebiisin, Fasik olan diğer veliler için de durum böyledir.[3]

Fasık baba bakire kızını bizzat evlendiremez, evlendirmesi sahih olmaz. Bu hususta bir başkasını da vekil tutamaz.[4] Hac veya umre için ihrama giren kişinin nikâh akdi yapması sahih olmadığı gibi, kendisinin nikâh akdini yapması için başka birini vekil tayin etmesi de caiz değildir. Ancak ihramlı olan kişinin ´Ben ihramdan çıktıktan sonra beni evlendir´ diye birini vekil tayin etmesi caizdir.

Bundan istisna edilenler şunlardır: Gözleri kör olan kişi bundan istisna edilmiştir. Çünkü gözleri kör olan kişi malını bizzat satamaz ve birşey satın alamaz, görülmesi şart olan şeyleri alıp satamaz. Bunu daha önce belirtmiştik. Bu yüzden -zaruret nedeniyle- vekil tayin etmesi caizdir; zira vekil tutması caiz olmazsa -kör olduğu için kendisinin alışveriş yapması sahih olmadığından- şiddetli bir sıkıntıya maruz kalır.

2. Vekil

Vekil, başkası tarafından tasarrufta bulunması için tayin edilen ki­şidir. Ancak vekil olduğu işte, tasarruf edebilme durumunda olması .şarttır. Bu bakımdan kişi, yapması haram olan bir iş hususunda vekil kılınmış ise vekaleti sahih olmaz. Çünkü insanın kendi nefsi için tasar­rufta bulunması, başkası için tasarrufta bulunmasından daha kuvvetlidir; zira kişi kendi nefsi için asalet yoluyla tasarrufta bulunmakta, başkası için ise niyabet (vekalet) yoluyla tasarrufta bulunmaktadır. Asalet, niyebetten (kefaletten) daha kuvvetlidir. Vekil tayin edilen kişi, o işte. asaleten tasarrufta bulunamıyorsa, vekaleten o işte haydi haydi tasarrufta buluna­maz. Başka bir ifadeyle kuvvetli olanı yapamıyorsa, zayıf olanı evleviyet-le yapamaz. Bu bakımdan çocuğun, delinin, sürekli baygınlık geçirenin vekaleti sahih olmaz. Çünkü bunların kendi nefisleri için bile bu gibi tasarruflarda bulunamayacağını daha önce belirtmiştik. Çocuk nafile hac için, kurban kesmek için,´ zekâtı dağıtmak için vekil olabilir; zira bu tür tasarrufları kendi nefsi için yapması caizdir.

Sefih bir kişi, malî tasarruflarda vekil olamaz. Gözleri kör olan bir kişi, görülmesi gereken işlerde vekil olamaz. Hac veya umre için ihrama girmiş olan bir kişi, nikah akdinde vekil olamaz. Kadın da nikah akdinde vekil olamaz, çünkü kadın ve ihramlı olan kişinin, kendi nefisleri için nikah akdi yapmaları helâl değildir. Kendi nefisleri için nikah akdi yapmaları helal olmadığına göre bu hususla başkalarına vekil olmaları evleviyetle helal olmaz. Bu hükümden şu kişiler istisna edilmiştir: Mümeyyiz (baliğ olmamakla beraber iyiyi kötüden ayırdedebilecek yaşa gelmiş) olan çocuk vekil olabilir. Selef bu hususta müsamaha göstermiş, mümeyyiz olan çocuğun sözüne itibar etmişlerdir. Çocuk, velime sahibinin davetini getirdiğinde ona itimat edilir. Fasık olan ve müslüman olmayan kişiler de bu hususlarda çocuk hükmündedirler; yani bir kâfir, velime sahibinin davetini getirirse, velimeye icabet edilir.

İmam Nevevî şöyle diyor: ´Çocuk ile fasık1 a veya kâfir ile fasık´a itimat etmenin caiz olduğu hususunda ihtilaf olduğunu bilmiyorum1; yani bu hususta ihtilaf yoktur.

Vekalet´in sahih olması için vekil tayin edilen kişinin belli olması da şarttır. Meselâ bir kişi iki avukata ´Sizden birine evimi satmak hususunda vekalet verdim´ dese, vekalet sahih olmaz. “Bir kişi ´İsteyen kişiye, evimi satma hususunda vekalet verdim´ dese, vekalet yine sahih olmaz. Vekil´in hükümde de adil olması gerekir. Eğer kadı´dan veya velîden ötürü vekaleti altında bulunan çocuğun malını satmak için vekalet verilmişse, adil olması şarttır.

3. Siga

Siga, icab ve kabuldür. Siga´da bulunması gereken iki şart vardır: Birincisi, mal sahibinin, vekil tayin ettiğine delâlet eden sarih veya kinayî bir lafız kullanması gerekir. Çünkü mükellef bir kişinin rızası olmadan onun adına tasarrufta bulunmak yasaklanmıştır. Vekalet hususunda mal sahibinin ´Seni evimi satmak hususunda vekil kıldım´ veya ´Evimin satış işini sana havale ettim´ demesi, sarih lafızdır. Mal sahibinin ´Seni evimin satışında kendi yerime kaim kıldım* veya ´Seni naib kıldım, sana haber veriyorum´ demesi, kinayî lafızdır.

Vekalette yazı, mektup lafız yerine geçer. Vekil tayin edilen kişinin vekaleti kabul ettiğine delâlet eden birşey yeterlidir. Burada lafız şart değildir. Hatta fiil bile kâfi gelir. Çünkü vekil tayin etmek, tasarrufu mu­bah kılar, daha önceki hacr´ı kaldırmaya delâlet eder. Bu tıpkı misafir için getirilen yemeğin mubah kılınması gibidir ki misafirin ´Ben kabul ettim´ demesi şart değildir.

İkincisi, en sahih görüşe göre vekalet´in bir şarta bağlanmaması gerekir. Meselâ kişi ´Zeyd seferden dönerse, falan konuda benim veki-limsin´ veya ´Ramazan ay´ı geldiğinde falan konuda benim vekilimsin´ şeklinde vekaleti şarta bağlarsa, bunda belirsizlik vardır. Bununla beraber vekalet sahihtir, şart mevcut olduğunda vekil´in tasarrufu geçerli olur; zira tasarrufu hususunda izin verilmiştir. Vekalet kesin olursa, tasarrufun şarta bağlanmasında herhangibir mâni yoktur. Meselâ mal sahibi ´Falan adam seferden döndüğünde satmak üzere evimin satışında seni vekil tayin ettim´,veya ´Falan ay geldiğinde satmak üzere seni evimin satışında vekil tayin ettim´ derse, vekalet sahih olur. Vekalet´i, zamanla sınırlama hususunda da bir mâni yoktur. Meselâ kişi ´Bir aya kadar sen benim vekilimsin´ dese, vekalet sahih olur. Bir ay geçtiğinde vekalet sona erer; bir aydan sonra vekil tasarruf yetkisine sahip değildir.

4. Kendisinde Tasarruf Edilecek Nesne

Kendisinde tasarruf edilecek nesne, vekilin sahibi adına tasarrufta bulunacağı şeydir. Burada da bulunması gereken birtakım şartlar vardır:

a. Vekalet veren müvekkil, vekalet verdiği anda vekalet verdiği hususta tasarruf hakkına sahip olmalıdır. Meselâ müvekkiPin, tasarrufu altında bulunan malları satmak üzere vekil tayin etmesi veya velayeti altında bulunan mal hususunda vekil tayin etmesi gibi.

Müvekkil, velayeti altında bulunan çocuğun evini kiraya vermek üzere vekil tayin edebilir, çünkü o mal onun velayeti altındadır. Velî, velisi bulunduğu kişinin malında tasarruf edebilir. Bu nedenle kişinin ´Bundan sonra benim mülküme girecek olan mallarda tasarruf etmek üzere seni vekil tayin ediyorum´ demesi sahih olmaz veya ´Mülkümde olmayan mallarda tasarruf etmek üzere seni vekil tayin ettim´ dese, kendisi o eve sahip olmadığı için vekil tayin etmesi caiz değildir veya

´İleride alacağım evi, satmak üzere seni vekil tayin ettim´ demesi sahih olmaz veya ileride evleneceğim falan kadını boşama hususunda seni vekil tayin ettim´ demek caiz değildir. Ancak kişi, mülkünde tasarruf etmek üzere birini vekil tayin ettikten sonra ´Mülkiyetime girecek olan mallar hususunda da vekilimsin´ dese, vekalet sahih olur. Bu tür vekalet, kişinin ´Ağaçlarımın çıkacak meyvelerini satmak üzere seni vekil tayin ettim´ demesi gibidir ki bu caizdir. Çünkü kişi, meyvelerin aslı olan ağaçların sahibidir veya elinde bulunan elbiseleri satmak üzere vekil tayin ettikten sonra ´Mülkiyetime girecek olan mallar hususunda da vekilimsin´ dese vekalet sahih olur. Bu tür vekalet, kişinin ´Ağaçlarımın çıkacak meyvelerini satmak üzere seni vekil tayin ettim´ demesi gibidir ki bu caizdir. Çünkü kişi, meyvelerin aslı olan ağaçların sahibidir veya elinde bulunan elbiseleri satmak üzere vekil tayin ettikten sonra ´Bundan sonra alacağım elbiseleri satmak hususunda da vekilimsin´ derse, mülkünde olmayan malların satışında da -mülkünde olan mallara tâbi olarak- vekâlet sahih olur. Bir kişiyi, bir eşyayı satıp onun parasıyla başka bir eşya almak üzere vekil tayin etmek caizdir. En meşhur görüşe göre satınaima hususunda da vekalet akdi sahihtir.

b. Vekalet konusu olan iş, bir bakıma da olsa belli olmalıdır. Çünkü, vekalet konusu olan iş her bakımdan belirsiz olursa, bu belirsizlik taraflar arasında anlaşmazlığa ve zarara sebep olur. Bu nedenle bazı yönlerden de olsa vekalet konusu olan iş belli olmalıdır ki zarar azalsın, anlaşmazlığa sebep olacak meçhuliyet ortadan kalksın. Ancak vekalet konusu olan İşin her bakımdan bilinmesi şart değildir; zira işin her bakımdan bilinmesi zordur. Ayrıca vekalet de ihtiyaç nedeniyle meşru kılınmıştır. Bu da vekalet hususunda müsamaha gösterilmesini gerektirir. Meselâ kişinin, bir şahsa ´Mallarımı satmak, alacaklarımı tahsil etmek ve emanette bulunan mallarımı getirmek üzere seni vekil tayin ettim´ dese, vekalet akdi sahih olur. Her ne kadar malların miktarı, alacakların miktarı ve kimin üzerinde oldukları, emanetlerin kimde ve ne kadar olduğu bilinmiyorsa da yine de sahihtir; zira burada zarar azdır ve vekalet konusu olan iş de bir bakıma bilinmektedir. Mal sahibi, bir şahsa ´Seni tüm işlerimde vekil tayin ettim´ veya ´Herşeyi sana tevfiz ettim´ veya ´Sen benim vekilimsin, dilediğin gibi tasarruf et´ dese, vekalet sahih olmaz. Çünkü bu şekildeki kefalette zararın çok olması sözkonusu olduğu gibi, işler de her bakımdan meçhuldür. Buna binaen günümüzde umumi vekalet diye isimlendirilen vekalet tarzı İslâm´a göre caiz ve sahih değildir: zira bu tür kefalette zararın çok olması açıktır. Bazen vekil´in tasarruf ettiği hususlarda müvekkil´in rızası olmaz.

Satılacak mal tayin edilmeden, malın bir kısmını satmak üzere vekil tayin etmek de sahih olmaz. Çünkü burada anlaşmazlığa neden olacak meçhuliyet sözkonusudur.

c. Vekalet konusu iş, niyabete elverişli olmalıdır. Niyabeti kabul etmeyen işlerde vekalet sahih olmaz. Bu nedenle namaz ve oruç gibi sırf bedenî olan ibadetleri ifa etmek üzere başkasına vekalet vermek sahih değildir; zira bu ibadetler, nefisle mücadele etme hususunda Allah tarafından insanları denemek için meşru kılınmıştır. Bu da ancak mükellefin o ibadeti bizzat yapmasıyla hasıl olur. Edasında´bedenî gü­cün şart olduğu ibadetlerde vekalet sahihtir. Çünkü bedenî gücün şart olması, ibadetin vacib olmasının nedeni değil, sadece edası içindir. Hac ve umre bunun misalidir. -Kişi hac ve umre yapmaktan aciz kaldığında vekil tutabilir. Malî ibadetlerin tamamlayıcısı olan, onların edasına yardımcı olan hususlarda da vekalet sahihtir. Meselâ zekât malını hak sahiplerine dağıtmak, nezredilen bir malı yerine ulaştırmak, kurbanı kesmek, velime yemeği için hayvan kesmek gibi konularda vekil tutmak caizdir,

Kısacası kulların haklarından olan konularda kefalet caizdir, Allah´ın haklarından olan konularda ise kefalet caiz değildir.

Allah´ın Haklarından Olan Hususlarda Vekil Tayin Etmek

Allah Teâlâ´nın hakkı, belli bir ferdîn maslahatı için değil, toplumun maslahatı içindir; Bu umumi bir nizamdır. Fertlerin hakkı buna bağlıdır. Bu yüzden bunlar Allah´a nisbet edilmiştir. Çünkü bunun tehlikesi çok büyük,, yaran da umumidir. Bunlara Allah´ın hakkı denmiştir, zira sadece Allah bu hakka rrfüstehaktır. Aîiah´tan başka hiç kimse bu hakkı ıskat edemez. Katıksız (sırf bedenî) olan ibadetler de Allah´ın haklarından olduğu için onlarda vekalet sahih olmaz. Nitekim bunu daha önce de belirtmiştik. Had cezaları da Allah´ın haklarındandır. Suçun isbatı için vekâlet sahih olmaz. Çünkü hadlerde aslolan isbat ve uygulama değil, hadlerin düşmesidir; yani şeriat sahibi bu cezaların düşmesine taraftardır. Küçük bir şüphe olduğunda hadler düşer. Bunları isbat etmek için vekil tutmak buna aykırıdır; zira vekil, onu isbat etmek için çalışır. Oysa Allah Teâlâ küçük bir şüphe ile hadlerin düşürülmesini emretmektedir. Ancak hadleri uygulamak için vekil tutmak caiz ve sahihtir. Çünkü Hz. Peygamber´in, zina suçu kesinleşen bir kişiyi recmetmek için vekil tayin ettiği sabit olmuştur. İçki içen bir kişiye de hadd vurmak üzere Hz. Peygamber bir vekil tayin etmiştir.[5]

Kulların Haklarından Olan Hususlarda Vekil Tayin Etmek

Kulların haklarından maksat, satmak, almak, evlenmek, boşanmak, şirket kurmak, sulh yapmak ve benzeri gibi fertlere bağlı olan haklardır. Bu konularda vekil tayin etmek, âlimlerin ittifakıyla caiz ve sahihtir. Bu tür konularda vekaletin meşru ve sahih olduğuna dair birçok delil getirmiştik. Bu haklardan biri de bu hakların isbatı hususunda mücade­ledir. Burada vekalet caizdir; zira Hz. Ali, kardeşi Akil´i vekil tayin etmiş ve ´Ebubekir onun için neye hükmederse, o benim üzerimedir´ demiştir. Hz. Osman´ın katında da Abdullah b. Cafer´i vekil etmiş ve ´Husumette zorluk vardır. Şüphesiz şeytan husumet anında hazır olur, ben de o anda hazır olmayı hoş görmüyorum´ demiştir.[6]

Kısasta Vekil Tutmak

Kısasın isbat edilmesinde ve cezasının uygulanmasında vekil tutmak sahihtir. Çünkü burada kul hakkı galiptir. Kullar, öldürülen kişinin velîle­ridir. Bu nedenle kısası isbat edebilir, hadd cezası yerine diyet alabilirler.

Şahitlik, Yemin ve Nezirlerde Vekalet

´ Şahitlikte vekalet sahih değildir. Meselâ kişinin,, bir başkasına ´Falan konuda benim yerime şahitlik yapmak üzere seni vekil tayin ettim´ demesi caiz değildir. Çünkü bunun hükmü şahidin bilgisine bağldır. Şahitlik, şahidin´ gördüğünü veya duyduğunu ifade etmesidir. Bu ise, . vekil için hasıl olmamıştır. Şehadet, şahidin bizzat kendisine bağlıdır, burada vekalet kabul edilmez. Eğer şahit, bir vekil tayin ederse vekil, şahidin şahidi olur. Yine nezir ve yeminlerde de vekalet sahih olmaz. Meselâ kişi, bir başkasına ´Seni falan konuda benim yerime yemin etmek üzere vekil tayin ettim´ veya ´Falan şeyi benim adıma nezretmek üzere seni vekil tayin ettim´ dese, vekalet sahih, olmaz; zira burada Allah Teâlâ´mn tazim edilmesi sözkonusudur ki bu, katıksız ibadete (sırf bedenî olan ibadete) benzer. Bu da yemin etmesi gereken ve nezretmek isteyen kişinin bizzat kendisine bağlıdır. Bu bakımdan bu konularda vekil tayin etmek sahih değildir.

İlâ, Lian, Kasame ve Zıhar Meselelerinde Vekalet

ilâ, lian ve kasame hususunda vekil tayin etmek caiz değildir;2 zira bunlar yemin´dir. Lian´ın ise şehadet olduğu söylenmiştir. Şehadet ve yeminlerin hiçbirinde vekalet caiz değildir.

Kasame bir mahalle veya bir köyde kim tarafından öldürüldüğü belli olmayan bir-kışı bulunduğunda o mahalle veya köy sakinlerinden ölünün velisinin seçtiği eli. kışının teker

En sahih görüşe göre zıharda da vekalet caiz değildir. Çünkü bu -galiben- birtakım lafız ve yeminlere bağlıdır. Âlimlerin bazıları, zıharda vekaletin caiz olduğunu söylemişlerdir. Zıhar, talak´a bağlıdır. Çünkü

zıhar´ın amacı, hanımına yaklaşmayı kendine haram kılmaktır. Bu da ancak talak ile sabit olur. Zıhar hususunda vekil tayin edilen kişi

– müvekkilinin hanımına hitaben ´Sen müvekkilim için, müvekkilimin annesinin sırtı gibisin´ veya ´Ben sana müvekkilim adına zıhar yaptım´ der.

İkrar´da Vekalet

Meselâ kişinin, başka birine ´Falan adamın bende 1000 dinar alacağı olduğunu ikrar etmek üzere seni vekil tayin ettim´ demesi -en sahih görüşe göre- sahih değildir. Eğer vekil bu borcu müvekkili adına ikrar ederse, müvekkilin bu parayı ödemesi gerekmez. Çünkü ikrar, hakkın varlığını itiraf etmektir ve şahitlikte olduğu gibi vekalet kabul etmez.

Avlanmak, Odun Toplamak Gibi Mubah Hususlarda Vekil Tayin Etmek

Kişinin, bir başkasını kendisine odun toplamak veya avlanmak üzere vekil tayin etmesi -en sahih görüşe göre- caizdir. Vekilin, topladığı odunlar, tuttuğu avlar, balıklar ve, benzerleri müvekkilin mülkü olur. Çünkü mubahların temellük edinilmesi, mülkiyetin sebeplerinden biridir. Bu tıpkı satın almak gibidir ve dolayısıyla burada vekalet sahihtir.

Haram Olan Hususlarda Vekil Tayin Etmek

Kişinin, birşeyi çalmak veya gasbetmek ya da cinayet işlemek hu­susunda vekil tayin etmesi caiz değildir. Eğer vekil bunları yaparsa kendisi zâmin olur, günahı da kendi üzerinedir. Çünkü haramların ve­bali, Sadece işleyene aittir; zira sâri bunları herkes için yasaklamıştır.

——————————————————————————–

[1] Tirmizî/8´ll

[2] Buharî/3´İ43J Tirmizî/1258

[3] Hanefî mezhebine göre fasık bir baba kızını evlendirebilir.

[4] Hanefi mezhebine göre âkil-bâliğ kız, şahitler huzurunda kendini cvlcndirebilir.

[5] Buharı

[6] BeyhakI, VI/81

Share.

About Author

Leave A Reply